Etken ve Edilgen Fiil Ayrımı
Bazen şunu düşünüyorum… Arap dilindeki bazı kavramları üstünkörü geçiveriyoruz. Etken–edilgen fiil ayrımı gibi. İnsanları 3. sınıf dilbilgisi dersine götürmeyelim, o yüzden basitçe bahsedersek; eğer “Bir hata yaptım” dersem, hatayı benim yapmış olmam konusunda açık sözlüyümdür. Ama aynı şeyi farklı bir yöntemle söyleyip “Bir hata yapıldı” dersem ve “benim tarafımdan”ı bile eklemezsem, yalnızca “Bir hata yapıldı” dersem, “Hata yapıldı” ifadesi yine de doğru olur, ancak bu hatayı doğrudan kendimle ilişkilendirmeyi reddetmiş olurum, değil mi?
Tam bir psikolojik etki var. Çünkü burada, neredeyse şunu ima ediyor gibiyim: Sorumlu belki benim veya belki de işin içinde diğer etkenler de vardır. Değil mi?
İlginçtir, Kur’an’da bazen etken ve edilgen kullanım arasında geçişlere rastlarız. Bir fiilin, önce etken halde, sonra da edilgen halde kullanıldığını görürüz. Şimdi sade bir İngilizceyle ifade edeyim:
“Onlar, birine yalancı dediler. Onlar Nuh’a yalancı dediler, onlar İbrahim’e yalancı dediler, onlar Lut’a yalancı dediler…” vesaire.
Bu, etkendir. Çünkü Nuh’a kim yalancı dedi? Onlar. Onların toplumları. Eğer, “Musa’ya yalancı dendi” derseniz, bu edilgendir. Yani, kimin ona yalancı dediğini söylemiyorsunuz.
Kur’an’daki Tarihi Nüanslar
Şimdi Kur’an’a bakalım: وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ (Ve in yukezzibuke).
“Eğer onlar sana yalancı diyeceklerse”
(Peygamberimize söyleniyor).
فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ وَقَوْمُ اِبْرٰه۪يمَ وَقَوْمُ لُوطٍۙ وَاَصْحَابُ مَدْيَنَۚ (Fekad kezzebet kablehum kavmu Nuh ve Ad ve Semud ve kavmu İbrahim ve kavmu Lut ve ashabu Medyen).
Uzun bir liste.
“Eğer onlar sana yalancı diyeceklerse, senden önce Nuh’un toplumu, Âd’ın toplumu, Semud’un toplumu, İbrahim’in toplumu, Lut’un toplumu da onlara yalancı demişti. Onlar da mesajı yalan olarak değerlendirmişti. Bu arada Medyen halkı da aynısını yapmıştı.”
Yani her birinde, birisine yalancı diyen kim? Onun toplumu. Onlara yalancı deme işini o toplumlar yapıyor. Ve birden, ayetin sonunda: وَكُذِّبَ مُوسٰى (Ve küzzibe Musa).
“Ve Musa’ya da yalancı dendi.”
Geçiş yapılıyor. “Onların toplumları onlara yalancı dedi”, onlar kim? Nuh, Hud, Salih, İbrahim, Lut, Şuayb… uzun bir liste. “Onların toplumları onlara yalancı dedi. Ve Musa’ya da yalancı dendi.”
Bu garip çünkü beklediğiniz şey: Musa’ya da toplumu yalancı dedi. Suçu toplumuna yüklemek istiyoruz. Ama Kur’an, tarih anlatımında o kadar incelikli ki… Musa’nın toplumu İsrailoğullarıydı. Onlar ona yalancı demedi! Ona Firavun ve Firavun’un toplumu yalancı dedi. Bunlar da Musa’nın toplumu değildi. Yani ona yalancı dendi, ama toplumu tarafından değil.
Kendi toplumunun, onun peygamberliğini kabul ettiği şeklindeki doğru tarihi anlatıyı yakalamak için, kullanımda hemen bir geçiş oluyor. Gerçi onlar da Musa’ya zor zamanlar yaşattı ama yalancı demediler. Firavun ve yanındakiler dedi. Subhanallah.
Kur’an’daki kullanım geçişlerinin şekli bile… Bu geçişler yalnızca dilbilgisi ile ilgili sebeplerden dolayı değil, aynı zamanda çok güçlü tarihi nüansları yakalamak için yapılıyor. Tam cümlenin ortasındayken buna dikkat etmek, tüm bu peygamberler listesinin ortasındayken; şu, şu, şu, şu… ve bu arada Musa. Hayır. Onun toplumu yalanlamadı; o, yalanlandı. “Ona yalancı dendi.” Subhanallah.
Allah Azze ve Celle, Kitabının mükemmelliğini gerektiği gibi anlamamıza yardım etsin.