— Hocam, yakın zamanda işini kaybeden bir arkadaşım var ve olan biteni anlamakta gerçekten zorluk çekiyor. Acaba ona anlatabileceğim ve olup biteni anlayabilmesi için Kur’an’dan bir hikmet var mı diye merak ediyordum…
Evet, aslında bu bana Hadid Suresi‘ndeki, Allah’ın felaketten bahsettiği ayetleri hatırlatıyor. Felaketi, dünyada meydana gelen bir doğa olayına benzetiyor.
مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ اِلَّا ف۪ي كِتَابٍ مِنْ قَبْلِ اَنْ نَبْرَاَهَاۜ اِنَّ ذٰلِكَ عَلَى اللّٰهِ يَس۪يرٌۚ
(Ma esabe min musibetin fi’l-ardı ve la fi enfüsiküm illa fi kitabin min kabli en nebraeha. İnne zalike alellahi yesirun.) (Hadid-22)
“Yeryüzünde ve kendi içinizde meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki Biz onu gerçekleştirmeden önce, bir Kitapta yazılmamış olsun. Kuşkusuz bu Allah’a kolaydır.”
Hadid Suresi’nde olan ifade böyle; yeryüzünde veya kendi içinizde başınıza gelen hiçbir musibet yoktur ki bu zaten yazılmamış olsun. Bu, Allah için kolaydır.
İkinci benzer ayet Teğabun Suresi‘nde:
مَٓا اَصَابَ مِنْ مُص۪يبَةٍ اِلَّا بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللّٰهِ يَهْدِ قَلْبَهُۜ وَاللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ
(Ma esabe min musibetin illa bi-iznillahi ve men yü’min billahi yehdi kalbehu vallahu bi-külli şey’in alimun) (Tegabun-11)
“Meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki o Allah’ın izniyle olmasın. Kim Allah’a iman ederse, Allah, onun kalbini doğruya yöneltir. Allah, Her Şeyi En İyi Bilendir.”
İlginçtir ki, ilk ayette Allah, “Meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki” derken, “Yeryüzünde,ve kendi içinizde” demişti. Teğabün Suresi’ndeki ayette bunu eklemedi. Orada şöyle diyor: “Meydana gelen hiçbir musibet yoktur ki o Allah’ın izniyle olmasın.” “Yeryüzünde ve içinizde” şeklindeki ek niteleyiciyi eklemiyor. Bu, Kur’an’ın güzelliğinin ve bağlama olan duyarlılığının bir örneğidir.
Aslında daha çok Hadid Suresi’ndeki ayet üzerinde durmak istiyorum. Altmış dördüncü sure olan Teğâbun Suresi’nde Allah, فِي الْاَرْضِ وَلَا ف۪ٓي اَنْفُسِكُمْ (Fi’l-ardı ve la fi enfüsiküm) “Yeryüzünde, ve kendi içinizde” ifadesini eklemiyor. Burada anlatım daha kısadır. Hadid Suresi’ndeki çok daha kapsamlıdır.
Hadid Suresi’ndeki, konuştuğumuz ayetten önceki ayete bakalım:
اِعْلَمُٓوا اَنَّمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَز۪ينَةٌ وَتَفَاخُرٌ بَيْنَكُمْ
(İ’lemu enneme’l-hayatü’d-dünya la’ibun ve lehvun ve zinetun ve tefahurun beyneküm) (Hadid-20)
“Şunu iyi biliniz ki dünya hayatı, oyundan, eğlenceden, süslenmekten ve birbirinize gösteriş yapmaktan başka bir şey değildir.”
وَتَكَاثُرٌ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِۜ
(Ve tekasürün fi’l-emvali ve’l-evladi)
“Ve mal ile evlatta çoğalma yarışından ibarettir.”
كَمَثَلِ غَيْثٍ اَعْجَبَ الْكُفَّارَ نَبَاتُهُ ثُمَّ يَه۪يجُ
(Kemeseli ğaysin a’cebe’l-küffare nebatuhu sümme yehicu)
“Bu, bir yağmur gibidir ki bitirdiği bitkiler çiftçilerin hoşuna gider;”
فَتَرٰيهُ مُصْفَراًّ ثُمَّ يَكُونُ حُطَاماًۜ
(Feterahu musferran sümme yekunu hutamen)
“sonra sarardığını görürsün, çerçöp olur, tamamen yok olur.”
Bu anlatının tamamına ve bundan sonraki “Yeryüzünde veya kendi içinizde size hiçbir musibet isabet etmez ki…” ayetinin muhteşemliğine hayran kalıyorum. Allah içimizde hoşumuza giden şeylerden bahsetti, nelerdi? Oyunlar, eğlenceler, güzellik, birbirine hava atmak ve daha da çok para kazanmak, değil mi? Hoşlandığımız şeyler. Sonra yeryüzüne benzetiliyoruz. Tıpkı toprağa ekilen ve yağmurun gelip filizlendirdiği tohum gibi.
Çizilen bu ayrıntılı resimde, ayetin bir kısmı dünya ile ilgili, diğer kısmı da bizim ile, dünyayı düşünmenin bizi nasıl kendimiz hakkında düşünmeye sevk edeceği ile ilgili. Ondan sonraki ayette diyor ki, “Yeryüzünde ve kendi içinizde size hiçbir musibet isabet etmez. Ancak Allah takdir etmişse o başka.” Sübhanallah.
Kur’an’da ifadeler ne kadar güzel yakalanmış ve ne kadar akıcılar. Zihninizde bir şey tetikleniyor ve onu düşünüyorsunuz. Allah sadece bu küçük ifadelerle zihninizde yeniden canlandırıyor.
Yeri gelmişken söyleyelim, Teğabun Suresi’nde böyle bir anlatı ve benzetme yok. İçimizde, derinlerde neler olup bittiğine dair bir konu yok. Oradaki konuşma böyle değil. Bu yüzden o ek niteleyici kullanılmıyor. Sübhanallah.
Allah celle celalühü bu ilahi kelamın güzelliğini, kemalini, azametini bir kez daha takdir edebilmeyi bizlere nasip etsin. Allah celle celalühü kalplerimizi ve varlığımızı Kur’an’la nurlandırsın.