— Kuran’da Allah iki yerde وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ (Ve etî’ullâhe ve etî’ur-resûl) diyor. Birincisi Maide Suresi 92. Ayet, ikincisi ise Teğabun Suresi 12. Ayet. Ama Maide Suresi’nde ‘وَاحْذَرُواۚ (Ve ihzerû)’ ‘dikkat edin’ ifadesinin eklendiğini fark ettim. Allah bunu buraya neden eklemiş?”
Pekâlâ. Evet, çok benzer durumlar. Maide’de dediğin gibi Allah diyor ki, “وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَ (Ve etîûllâhe ve etîûr-resûl)” “Allah’a ve Resulüne itaat edin” her ikisinde de aynıdır. “وَاحْذَرُواۚ (Ve ihzerû)” “Ve dikkatli olun.” “فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ (Fe in tevelleytum)” “Eğer yüz çevirirseniz,” “اعْلَمُٓوا اَنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ (İ’lemû ennemâ alâ resûlinel-belâğul-mubîn)” “O halde bilmelisiniz ki, Elçimizin görevi sadece apaçık bir şekilde tebliğ yapmaktır.”
Teğabun Suresi’nde, “وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُوا الرَّسُولَۚ (Ve etî’ullâhe ve etî’ur-resûl)” “Allah’a ve Resulüne itaat edin”. “فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ (Fe in tevelleytum)” “Eğer yüz çevirirseniz,” “فَاِنَّمَا عَلٰى رَسُولِنَا الْبَلَاغُ الْمُب۪ينُ (Fe innemâ alâ resûlinel-belâğul-mubîn)” “O halde bilmelisiniz ki, Elçimizin görevi sadece apaçık bir şekilde tebliğ yapmaktır.”
Yani her ikisi de “Allah’a ve Resulüne itaat edin” diyor gibi görünüyor. Ancak Maide Suresinde Allah, “dikkatli olun” diye ekliyor. Allah’a itaat edin, resule itaat edin, “وَاحْذَرُواۚ (Ve ihzerû)” ve dikkatli olun.
Neden “Dikkatli Olun” İfadesi Eklendi?
Şu soru akla geliyor: Allah bize Maide Suresi’nde dikkatli olmamızı söylerken, Teğabün Suresi’nde neden söylemiyor?
Teğabun Suresi’nde dikkat ederseniz, bu bir nasihat ve herhangi bir emir içermez. Özellikle dikkat etmemiz gereken herhangi bir husus belirtilmemiştir. O yüzden Allah “dikkatli olun”u eklememiş.
Eğer Maide Suresi’ni incelerseniz, bu 92. ayetti, bir önceki ayetlerden, 90. ve 91. ayetlerden bazı şeyler alıntılayacağım.
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا (Yâ eyyuhellezîne âmenû) “Ey iman edenler.”
اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ (İnnemel-hamru vel-meysiru vel-ensâbu vel-ezlâmu ricsun min ameliş-şeytân) “Şarap, içki, kumar, dikili taşlar, belirli ritüellerin yapılacağı yerlere karşı uyanık olun.”
Yani وَالْاَنْصَابُ (Vel-ensâbu) sadece dikili taşlar değil, hayatınızı daha iyi hale getirmek için yaptığınız her türlü ritüel ve benzeri şeylerdir. İnsanlar tılsım ve benzeri acayip şeyler takıyor, sabah ritüelleri veya bu tarz şeyler yapıyorlar. Bunların hepsini bırakın.
وَالْاَزْلَامُ (Vel-ezlâmu)’nun anlamı aslında ‘şans için kura çekmek’ ve ‘kader için ok atmak’, yani şans getirecek şeyler yapmaktır. İyi şans tılsımı veya el falına baktırmak veya benzeri bir şeyler gibi. Bütün bunlar اَزْلَامُ (Ezlâm) sayılır.
Yani diyor ki, “Alkol, kumar, bu garip ritüeller”, sizin için kolaylaştırıp “garip ritüeller” diyeceğim. Ve ardından, iyi şans için yapılan şeyler. Bunların hepsi, “رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ (Ricsun min ameliş-şeytân)”. “Bunların hepsi iğrenç, pis şeytani işlerdir.”
“فَاجْتَنِبُوهُ (Fectenibûh)” “Bunların hepsinden uzak durun.”
“لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ (Leallekum tuflıhûn)” “Ki başarılı olabilesiniz.”
“اِنَّمَا يُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَٓاءَ (İnnemâ yurîduş-şeytânu en yûkıa beynekumul-adâvete vel-bağdâ’)” “Şeytanın tek isteği, sizin aranıza kin ve nefret sokmaktır.”
“فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ (Fîl-hamri vel-meysir)” “Alkol ve kumarı kullanarak.” Bu oldukça ciddi.
“وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ (Ve yesuddekum an zikrillâh)” “Ve ayrıca Allah’ı anmanızdan alıkoymak istiyor.”
“وَعَنِ الصَّلٰوةِۚ (Ve anis-salâh)” “Ve sizi namazdan alıkoymak istiyor.”
“فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ (Fehel entum muntehûn)” “O zaman, duracak mısın, durmayacak mısın?”
Ardından, “Allah’a ve Resulüne itaat edin, ve dikkatli olun.” diyor. Dikkatli olun diyor çünkü önceki ayette dikkat edilmesi gereken çok şey var. Şeytan’ın hilelerininse uzun bir açıklama listesi yoktur.
Şeytan, dikkatli olmazsan sana bazı şeyleri yaptırır. Burada önemli olan, sadece “Allah’a ve Resulüne itaat edin” demek değil, aynı zamanda, وَاحْذَرُوا (Vahzerû) dikkatli olun” da demek.
Tebliğ ve İletişimde Hikmet
Bir kez daha, neyin hangi vesileyle söylenmesi gerektiğinin mükemmelliği… Bu aslında tebliğ yapan kimse için oldukça iyi bir tavsiye, biriyle konuşan ve öğüt veren biri için çok güçlü ve ilahi bir tavsiye.
Ne zaman bir şeyi vurgulamalısınız? Ve ne zaman bir şeyi vurgulamamalısınız? Ne zaman daha az konuşmanın zamanı, ne zaman daha çok konuşmanın zamanıdır? Bazen aklınızda fazlaca şey olur, hepsini dışa vurmak istersiniz ama o anda “şu an doğru zaman olmadığını” hissetmelisiniz. “Konuyu göz önünde bulundurunca, bunu çok fazla vurgulamaya gerek yok. Eğer yaparsam, vurgudan uzaklaşabilirim.”
İnsanlar bir şeyi sürekli vurgulayınca, o şey vurgusunu kaybeder. İnsanlar sürekli bağırıyorsa, kulağa artık onlara o kadar yüksek gelmiyordur. İnsanlar sürekli öfkeliyse, diğerleri onların öfkelerine alışırlar. Artık bundan etkilenmezler.
Yani bazen dozu arttırıp bazen de azaltman gerekebilir, Kur’an böyle yapıyor. Bu yüzden Kur’an ayetleri melteme benzetilmiştir. Bazı meltemler kuvvetli, bazıları yumuşak, bazıları ılık, bazıları soğuktur. Allah’ın yaptığı budur. Aynı tavsiyeyi verir. Ancak durum, dinleyici kitlesi ve eldeki konu göz önüne alındığında, bunu yoğunlaştırabilir veya azaltabilir. Yani hafifletebilir.
Subhanallah ve bu Allah’ın konuşmasındaki hikmettir. Allah (azze ve celle) o hikmeti kendi konuşmalarımızda da tecessüm ettirmeyi nasip etsin.