“Hocam,

Kur’an’da Allah, hep rahmetten, bazen de gazap ve azaptan bahsediyor. Ben kendimde ve birçok insanda da fark ettim ki, biz eylemlerimizin sonuçlarını düşünmüyoruz. Günahlara düşmek kolay, değil mi?”

Ne dediğini anlıyorum. Biz insanız ve aşırılıklara düşebiliriz. Yani biri çıkıp “Allah affedicidir, bir şey olmaz. Durum o kadar da kötü değil” diyebilir. Ya da birisi tamamen kasvetli ve karanlık bir ruh haline bürünebilir.

Hesap Günü’nü Anlatan Üç Ayet

Ama özellikle Hesap Günü’nde ceza ve hesaba çekilme konusuna gelince, Allah’ın bize bundan çok ince bir şekilde bahsettiği üç ayet olduğunu düşünüyorum. Bize Hesap Günü’nün en korkutucu kısmını anlatıyor. Yani üç ayette de Hesap Günü’yle ilgili ve benzer ifadeler var. Bu yüzden birbirleriyle karşılaştırmalıyız, çünkü çok benzer ifadeler kullanıyorlar. Ama bir şekilde bu üç ifadeden biri vurgulanıyor ve bu tercümede anlaşılmıyor. Sadece Arapçasında bu vurgu ortaya çıkıyor. Dikkatinize sunmak istediğim konu bu.

Genel ifade şöyledir: حَتَّىٰ إِذَا مَا جَاءُوهَا (Hattâ izâ mâ câûhâ). “Ta ki ona gelene kadar.” ifadesidir. “Ta ki ona gelene kadar.” Buradaki “ona” onların önüne geldikleri cehennem ateşi, önüne geldikleri cennet, önüne geldikleri hesaptır. Size anlattığım üç olayda da aslında anlatılan şey cehennem ateşidir. Cehennem ateşinin tam kıyısına yanaştılar.

  1. حَتَّى إِذَا مَا جَاءُوهَا شَهِدَ عَلَيْهِمْ سَمْعُهُمْ وَأَبْصَارُهُمْ وَجُلُودُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (Hattâ izâ mâ câûhâ şehide aleyhim sem’uhum ve ebsâruhum ve culûduhum bimâ kânû ya’melûn).

“Ta ki ona yaklaştıkları, ona vardıkları anda, kulakları, gözleri ve derileri, yapmış oldukları şeyler hakkında onlara karşı şahitlik etmeye başlar.” Bu, bir ayet.

  1. Diğer ayet ise, حَتَّى إِذَا جَاءَنَا قَالَ يَا لَيْتَ بَيْنِي وَبَيْنَكَ بَعْدَ الْمَشْرِقَيْنِ فَبِئْسَ الْقَرِينُ (Hattâ izâ câenâ kâle yâ leyte beynî ve beyneke ba’de’l-Meşrikîn fe bi’se’l-Karîn).

“Ta ki bize gelene kadar.” Yani cehennem ateşine değil, Allah’a yaklaşıyor. Allah’ın huzuruna gelir ve “Keşke seninle benim aramda kocaman bir mesafe olsaydı” der. Kendisine sürekli fısıldayan, kendisine özel görevlendirilmiş şeytandan bahsediyor. Onu suçlayıp diyor ki; “Keşke aramızda uzun, iki doğu mesafesi kadar mesafe olsaydı. Ne kötü bir yoldaşmışsın.” Bu da diğeriydi ve “Ta ki, bize gelinceye kadar” ile başlıyor.

  1. Sonuncusu ise, حَتَّى إِذَا جَاءُوهَا فُتِحَتْ أَبْوَابُهَا (Hattâ izâ câûhâ futihat ebvâbuhâ).

“Onların oraya varacakları zamana kadar”, “Ta ki onların oraya geldiği ana dek.” Yani cehennemin kapıları kastediliyor. “Onun kapıları açılmıştır.”

Yani üç sahne var:

  • Birinde, kulakların, gözlerin ve derin sana karşı şahitlik ediyor.
  • Diğerinde ise, sen ve sana fısıldayan şeytan arasında keşke iki doğu mesafesi olsaydı diyorsun.
  • Ve üçüncüsünde ise, sonunda oraya vardınız ve şimdi kapılar açıldı.

“Mâ” (ما) Ekinin Vurgusu

Kur’an’da, “onlar oraya gelinceye kadar, onlar bize gelinceye kadar, onlar oraya gelinceye kadar.” Bunların hepsi İngilizcede hemen hemen aynı ama bir tanesinde Allah, ما (mâ) kelimesini tevkid olarak ekliyor. Dilbilgisinde bu; kullanılması şart olmayan bir yardımcı ek olarak tanımlanır. Yani o eki söylemeseniz bile dilbilgisi kurallarına göre doğru olur.

Ayet diyor ki, “حَتَّىٰ إِذَا مَا جَاءُوهَا (Hattâ izâ mâ câûhâ)”. Sadece “حَتَّىٰ إِذَا جَاءُوهَا (Hattâ izâ câûhâ)” değil, “حَتَّىٰ إِذَا مَا جَاءُوهَا (Hattâ izâ mâ câûhâ)” diyor. Yani Kur’an bize çok ince bir şekilde, Hesap Günü’nün en korkutucu kısmının, duyma yetimin, görme yetimin ve cildimin bana karşı şahitlik edeceği zaman olduğunu söylüyor. En korkutucu kısım bu. Bu, bana her zaman fısıldayan şeytanla karşılaşmaktan bile daha korkutucu. Cehennem ateşinden, kapıların açılmasından bile daha korkutucu.

Bedenin Şahitliği ve Gerçek Sahibi

En zor kısım, kendinize ait olduğunu düşündüğünüz şeyin aslında size ait olmadığını anladığınız andır.

“Ellerim bana ait, gözlerim bana ait, kulaklarım bana ait. İstediğimi dinledim, istediğimi söyledim, istediğimi yaptım. Bu vücudu istediğim gibi kullandım.”

Deri esasında bütün vücudu kapsıyor. Bana ait olan vücutla her ne yaptıysam… Artık o vücut bana ait değil. Şimdi bana karşı şahitlik ediyor. Konuşuyor ve beni suçluyor. Kimse seni senden ve senin bedeninden daha iyi suçlayamaz.

لِمَ شَهِدتُّمْ عَلَيْنَا (Lime şehidtum aleynâ) “Neden bana karşı şahitlik ediyorsunuz?” Burada neredeyse çılgınca bir diyalog var.

“Neden bana karşı şahitlik ediyorsunuz?”

İslam’daki prensibi anlayın: Cildim ve gözlerim Allah’ın bana verdiği birer hediyedir. Şuan oraya da dönüp bakabilirim, şuraya da dönüp bakabilirim. Bunu yapabilirim, bu tamamen benim kontrolüm altında. Çünkü Allah benim nefsime bu uzuvları kontrol etme yeteneğini verdi. Ama bu uzuvlar bana ait değil, Allah’a aitler. Bunlar kiralık, ki karşılığında da hiçbir ücret ödemiyorum ve sahibine geri dönecek. Bir gün, sahibine geri dönecek ve artık benim olmayacak. Hiçbir zaman benim olmadığı gerçeği ortaya çıkacak.

Şu tarafa dönüp de Allah’a isyan ederek bir şeye baktığımda, gözün kendisi rahatsız oluyor çünkü göz Allah’a aittir. Göz Allah’a isyan etmek istemez, ben isterim. Yani göz içten içe ağlıyor.

“Neden bana bunu yaptırıyor? Bunu yapmak istemiyorum. Ben bunun için yaratılmadım. Ben Allah’a itaat etmek için yaratıldım.”

Allah diyor ki, سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ (Sebbeha Lillâhi mâ fî’s-Semâvâti ve’l-Ard). “Göklerde ve yerde bulunan her şey sürekli olarak Allah’ın mükemmelliğini beyan etmektedir.” Kâinattaki bütün her şey, her hücre, her atom Allah’a tam bir teslimiyet içindedir; ki benim ellerim ve gözlerim onlardan yaratılmıştır.

Yani bu göz, eller, bu cilt aslında bana itaat etmeye zorlandı. Benim tarafımdalar sanıyorum, ama değiller. Aslında benim kölelerim, bunlar benim kölelerim. Ve Hesap Günü’nde serbest bırakılacaklar ve gerçek Efendilerine geri dönecekler. Ve Efendilerine şikayette bulunacaklar.

“Efendim, beni sana itaatsizlik etmeye o zorladı.”

İşte bu en korkunç gün. Hesap Günü’nün en korkunç anı. Neyin sahibi olmadığını anladığın an. Neyin sahibi olmadığımı anladığım an. Bize verilen şeyi ve bizim bunun bir lütuf olduğunu göremeyişimizi, aslında tamamen Allah’a ait olduğumuzu anladığımız an.

Allah bizlere, Hesap Gününe dair tam bir farkındalık versin. Allah, bu sözlerin gücünü takdir etmemize yardım etsin ki, biz ve ailelerimiz onun huzuruna çıkmaya gerçekten hazır olalım. Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuhu.