A’râf Suresi’nde İki Peygamber

Bu derste sizlere iki peygamberden bahsetmek istiyorum. Her iki peygamberin kıssası da yedinci sure olan A’râf Suresi’nde geçiyor. Bu peygamberlerden biri Hûd aleyhisselam diğeri ise Nûh aleyhisselam.

Allah Araf Suresi’nde Nûh aleyhisselam’dan bahsederken şöyle buyuruyor:

قَالَ الْمَلَاُ مِنْ قَوْمِه۪ٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ ف۪ي ضَلَالٍ مُب۪ينٍ (Kale’l-meleu min kavmihî innâ lenarâke fî dalâlin mubîn.)” (A’raf, 60).

Kavminden ileri gelenler dediler ki: Biz seni bir sapıklık içinde görüyoruz.

Bu ayette geçen “mele” kelimesini; kavminin ileri gelenleri, reisleri ya da halkın elit tabakası olarak çevirebiliriz. Yani Nuh kavminin ileri gelenleri Hz. Nuh’a biz seni şaşkın ya da sapıtmış olarak görüyoruz demiştir. Allahu Teâlâ, Nûh aleyhisselamın zamanındaki elit tabaka hakkında bir yorum yapıyor ve elitlerin, Nûh aleyhisselam’a karşı propaganda yapanların en ön safında olduğunu bildiriyor.

Araf Suresi’nde ilk olarak Nûh aleyhisselam ve o dönemin ileri gelenlerinin yaptığı propaganda anlatılıyor. İkinci olarak ise Hûd aleyhisselam ve yine o dönemin elitleri vurgulanıyor:

قَالَ الْمَلَاُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه۪ٓ اِنَّا لَنَرٰيكَ ف۪ي سَفَاهَةٍ وَاِنَّا لَنَظُنُّكَ مِنَ الْكَاذِب۪ينَ (Kale’l-meleu’llezîne keferû min kavmihî innâ lenarâke fî sefâhetin. Ve innâ lenazunnuke mine’l-kâzibîn.)” (A’raf, 66).

Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: Biz seni bir akılsızlık içinde görüyoruz ve gerçekten senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz.”

Yani her iki ayette de elitler bir bakıma hedef gösteriliyor ve suçlayıcı parmaklar onlara yöneltiliyor. Ancak burada ilginç bir dil kullanımı var:

Allah bir ayette “قَالَ الْمَلَاُ (Kale’l-meleu)” derken (Nuh Kavmi için)

diğer ayette “قَالَ الْمَلَاُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا (Kale’l-meleu ellezîne keferû)” (Hud kavmi için) diyor.

İlk ayette “kavminden ileri gelenler” ifadesini, ikinci ayette ise “kavminden ileri gelen kâfirler” ifadesini kullanıyor.

Aslında Allah, bu iki peygamberin mücadelesi arasında bir ayrım yapıyor ve Nûh aleyhisselam’ın diğer bütün peygamberlere nazaran en zor dönemi yaşadığını belirtiyor. Bu yüzden Hz. Nûh’un kavmi hakkında Kur’an’da şöyle buyurulur:

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰىۜ وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰىۙ (Ve kavme Nûhın min kabl. İnnehum kânû hum azleme ve atğâ. Ve’l-mu’tefikete ehvâ.)”(Necm, 52-53).

Allah onları tarif ederken, “onlar herkesten çok daha zalim ve isyankârdılar” diyor. Yani Kur’an’da tarif edilen en kötü kavim Nuh kavmi.

Bunun bir sebebi var. Bazen bir problem niteliksel olabilir, bazen de niceliksel. Nuh aleyhisselam’ın kavmindeki sorun onların günah işlemekteki ısrarıydı. Yani işledikleri günahta gösterdikleri ısrar, asırlar boyunca sürmüş ve bu da onları “en kötü kavim” veya bir peygamberin en azılı düşmanları olarak nitelendirmeye veya etiketlemeye sebep olmuştu.

Her halükarda Allah, Nûh kavminin ileri gelenleri hakkında genel bir ifade kullanıyor ve onların ileri gelenleri “Biz seni şaşkın biri olarak görüyoruz, diyorlar” diye aktarıyor.

Fakat Hûd peygamberi anlatırken, Allah doğrudan “ileri gelenler” demiyor; “kavminin inkâr eden ileri gelenleri” diyerek elitleri tanımlıyor. Yani elitlerin hepsini aynı kefeye koymuyor, sadece inkâr eden elitleri kastediyor.

Genelleme Yapmamak

Buradan öğrendiğimiz şey şu: Siyasi, ekonomik veya sosyal güce sahip kişiler bazen İslam’a karşı çıkabilir, düşmanlık edebilir ve İslam hakkında olumsuz konuşabilir. Ancak aralarından bazılarının bu davranışı yapmaları; bizim, tüm zenginler, tüm siyasetçiler, tüm liderler, tüm devlet başkanları hakkında genelleyici ve mutlak hükümler vermemizi meşru kılmaz. Yani genelleme yapamayız.

Allah, Nûh aleyhisselam’ın kavmi konusunda bu genellemenin yapılmasına izin verdi. Çünkü bu durum, yüzyıllardır böyleydi. Uzun süre boyunca da elitler bu şekilde devam etti. Fakat Hûd aleyhisselam’ın kavmi için ise “الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَوْمِه (Ellezîne keferû min kavmihî)” bu nitelendirme gerekliydi.

Bu ayetler de yine Kur’an’ın insanlara daha incelikli düşünmeyi ve meseleyi aşırı basitleştirmemeyi öğretmesinin harika birer örneği.

“Ya bu siyasetçiler yok mu hepsi aynı!” bu gibi cümleleri duydunuz değil mi? “Politikacıların hepsi aynı”. Kur’an bunu söylemenize izin vermez. Kur’an, temelde insanları etiketlerken dikkatli olmamız gerektiğini söylüyor.

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vessellem)’e inanmadığını açıkça ifade edip onu dikkate almayanlar, ona sataşıp haşa aptal falan diyorlardı, yalancı diyorlardı, ona karşı propaganda yapıyorlardı. Allah sanki “bunlara karşı dikkatli ol ama diğerlerini ihmal etme ve samimi olmadıklarını varsayma” diyor.

Allah azze ve celle bizleri, insanları genellemelerle yargılayanlardan eylemesin; bizi hayata ve etrafımızdaki insanlara incelikle ve hassasiyetle bakanlardan eylesin.