Selamun Aleyküm Hocam,neredeyse her gün mesaiye kalıyorum. Bayağı uğraştırıcı ve ilave ibadetlerin çoğunu kaçırıyorum. Bu ramazan çok şey kaçırıyorum.

Bana Tevbe Suresi’nde geçen bir bölümü hatırlattın. Peş peşe olan iki ayet var. Birbiri ardına gelen bu ayetler Tevbe Suresi, yani dokuzuncu surenin 120 ve 121. ayetleri. İkisi de benzer bir ifadeyle sona eriyor, en azından konu itibariyle benzerler.

Allah buyuruyor ki:

إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِ عَمَلٌ صَالِحُ (İllâ kutibe lehum bihi amelun sâlih)

Mutlaka bir salih amel yazılmıştır.

-Yani bir insanın amel defterine bir iyilik yazılır.-

إِنَّ اللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ الْمُحْسِنِينَ (İnnallâhe lâ yudîu ecrel-muhsinîn)

Şüphesiz Allah, ihsanla iş yapanların mükâfatını zayi etmez.

-Bir sonraki ayette ise Allah şöyle buyurur:-

إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ اللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ (İllâ kutibe lehum liyecziyehumullâhu ahsene mâ kânû ya’melûn)

O mutlaka yazılmıştır ki, Allah onları yaptıklarının en güzeliyle mükâfatlandırsın.

Amel Kelimesinin İnceliği

Burada özellikle dikkat çekmek istediğim nokta şu: Her iki ayet de mükâfatla sona eriyor. Allah, onlar için yazılan şeyin karşılığını vereceğini söylüyor. Fakat birinde Allah açıkça, “bir salih amel yazıldı” diyor. Diğerinde ise amel kelimesini özellikle zikretmiyor. İşte incelik burada.

Birinde “iyi bir amel yazıldı” deniyor ve bu amel ödüllendirilecek. Diğerinde ise sadece “o onlar için yazıldı” deniyor. “Bir amel” yazılmıştır demiyor; sadece “o yazılmıştır” diyor.

Şimdi, amel kelimesinin geçmediği ikinci ayete bakalım. Allah buyuruyor ki:

وَلَا يُنْفِقُونَ نَفَقَةً صَغ۪يرَةً وَلَا كَب۪يرَةً وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا اِلَّا كُتِبَ لَهُمْ (Ve lâ yunfikûne nefekaten sağîraten ve lâ kebîraten ve lâ yaktaûne vâdiyen illâ kutibe lehum)

Onlar; Allah yolunda küçük, büyük her ne harcama yaptılarsa, hangi vadiyi aştılarsa, o mutlaka yazılmıştır.

Harcama yapmak bir ameldir, değil mi? Evet, bir ameldir. Allah yolunda bir vadiyi geçmek de bir ameldir, değil mi? Evet, o da bir ameldir. Yani bunlar açıkça birer amel. Allah bunların bir amel olduğunu söylemeye gerek duymaz, çünkü bu zaten bellidir.

Ama ilk ayete bakın:

ذَلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌ وَلَا نَصَبٌ وَلَا مَخْمَصَةٌ فِي سَبِيلِ اللَّهِ (Zâlike biennehum lâ yusîbuhum zama’un ve lâ nasabun ve lâ mahmasatun fî sebîlillâh)

Ne kadar da güzel. Diyor ki: Onlara Allah yolunda her ne susuzluk, her ne yorgunluk, her ne açlık isabet etmişse…

Şimdi bu üç şeye dikkat edelim: Susuzluk, yorgunluk ve açlık. Bunların hiçbiri bir amel değildir. Orada susuz oturuyorsun, bu bir amel değildir. Yorgunsun, bu bir amel değildir. Açsın, açlıktan ölüyorsun, bu bir amel değildir. Ama Allah yolunda olduğunda, bunlar amel sayılır.

Diyor ki:

إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِ عَمَلٌ صَالِحُ (İllâ kutibe lehum bihi amelun sâlih)

Bir salih amel olarak yazılır. Subhanallah.

Allah Katında Amel Sayılanlar

Oruçluyken susuz oturuyorsun. Oruç tuttuğun her saniye, Allah katında bir amel olarak sayılır. Hatta uyuman bile amel olarak sayılır. Düşünebiliyor musunuz?

Yorgunsun. Bir işi Allah rızası için yaptın. İş bitti, artık yorgunsun ve uzanmış yatıyorsun. Allah katında bu da bir ameldir. Sırtın ağrıyor, yatakta uzanıyorsun. “Umarım Allah yaptığım işi kabul eder.”

Allah sadece yaptığını saymıyor! Allah, yorgun hâlde yatışını bile sayıyor! Senin için, bunlar yazılıyor! İşte bu sözlerin güzelliği bu! Senin amel olarak sayılacağını hiç düşünmediğin şeyleri bile, Allah amel olarak yazıyor.

Allah, yaptığımız her şey için… ve O’nun bizim için amel saydığı her şey için bizi mükâfatlandırsın.

Bârekâllâhü lî ve leküm. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü.