“Hocam, Kur’an çalışıyordum ve ‘nimet’ kelimesi için iki farklı çoğul kullanıldığı dikkatimi çekti. Bazen اَنْعُم (en’um) kullanılmış bazen de نِعَم (niam) kullanılmış. Neden farklı zamanlarda farklı çoğulların kullanıldığına dair bir düşünceniz var mı?”
Arapçada Değişken Çoğullar
Evet, değişken çoğul sadece inek öğrencilerin seveceği bir gramer konusu olabilir ama aslında oldukça harikadır. Türkçede “kitap” ve “kitaplar” deriz. Tekil isimlerimiz ve çoğul isimlerimiz bu şekildedir. Arapça bundan biraz daha karmaşıktır. Tekil isim vardır, ikili isim vardır; iki şeye işaret etmek için kullanılır. Ancak çoğullara gelirsek, çoğul isimlerin farklı kategorilere ayrıldığını görürüz. Normal çoğulları ve süper harika cem-i kesret çoğulları vardır.
Çoğul isimlerin kendilerine has şekilleri vardır. Her durumda değil, bazı durumlarda ve bazı kelimeler için. “Kitaplar” demenin belli bir kuralı vardır. “Çok çok fazla kitap” demek için kullandıkları bir kelime vardır. Türkçede bunu belirtmek için birden fazla sıfat koymamız gerekir ama onlar bunu cem-i kesret ile yapabilir.
Arapçada buna örnek verebileceğimiz kelimelerden biri نِعْمَة (ni’met)’tir. Nimet demektir. Çoğul hallerinden biri, normal çoğul da denir; اَنْعُم (en’um)’dur. Aslında buna zayıf çoğul da diyebiliriz. Bunun en doğru çevirisi “birkaç nimet” olabilir. Şunu demek istiyorum, Türkçede kullanılan “birkaç” kelimesi, اَنْعُم (en’um) Arapçada aslında kelimenin içine gömülü haldedir.
Nimet kelimesi için bir çoğul daha bulunur: نِعَم (niam). Bu, nimet kelimesinin cem-i kesret halidir. Yani, çok fazla nimet manasına gelir. Yani اَنْعُم (en’um) birkaç nimet demektir, نِعَم (niam) ise çok fazla nimet manasına gelir. Arapça kelimelere ayak uydurmak zorunda değilsiniz. Ana fikri kavrayın yeterli olacaktır: Bazı çoğullar zayıftır, bazı çoğullar kuvvetlidir.
Kur’an’da Zayıf ve Kuvvetli Çoğul Kullanımı
Meallerin şanssızlığı şu ki, bu kelimenin iki çoğulu da Kur’an’da geçer. Ve iki seferinde de “nimetler” olarak çevrilir. Yani Allah bir yerde zayıf çoğulu, başka bir yerde de güçlü çoğulu kullanmıştır. Ancak mealde her ikisi için de “nimetler” yazar. Yani zayıf çoğul ve kuvvetli çoğul arasındaki farkı belirtmez.
Allah’ın nerede zayıf çoğulu ve nerede kuvvetli çoğulu kullandığına dikkat çekmek istiyorum. Çünkü Allah’ın Kur’an’da kullandığı dilin nasıl keskin bir kusursuzlukta olduğuna dikkat çekmek istiyorum. Söylenilen söz üzerine ne kadar kafa yormak gerektiğine… Ve söz konusu bağlam için en uygun kelimenin nasıl bulunduğuna.
Allah kendisinden bahsediyor:
“… وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ (ve esbağa aleyküm ni’amehu zâhireten ve bâtıneten)…” (Lokman 20).
“…O üzerinize nimetlerini yağdırdı…”
Buradaki bağlamda; çünkü bahsedilen Allah’tır, nimetlerini yağdıran O’dur. Sonrasında şunu ekler: “ظَاهِرَةً (zâhireten) وَبَاطِنَةًۜ (ve bâtıneten)…” yani görülen ve görülmeyen şeyler. Esasen, sayısız nimetlerden bahsediyor. Yani doğru bildiniz, burada kuvvetli çoğul kullanıyor: نِعَمَهُ (ni’amehu).
İbrahim (as) ve Şükrün Sınırları
Öte yandan, İbrahim (as)’dan bahsederken…
“شَاكِرًا لِاَنْعُمِهِۜ (şâkiran li en’umihi)” der. (Nahl 121).
İbrahim (as) Allah’ın nimetlerine çok şükreden biriydi. Ama Allah burada, garip bir şekilde اَنْعُمِهِۜ (en’umihi) kullanmıştır. Yani zayıf çoğul halini. Bu aslında “birkaç nimet” şeklinde çevrilir.
Nasıl olur da İbrahim (as) sadece birkaç nimete şükretmiş olabilir? Şimdiye kadar yaşamış en çok şükreden insanlardan biriydi. Doğruyu söylemek gerekirse; İslam, bu şükür dini, Elhamdülillah… Bu din ismini ondan alır:
“… مِلَّةَ اَب۪يكُمْ اِبْرٰه۪يمَۜ (millete ebîküm İbrâhîm)”
“Babanız İbrahim’in dini” (Hac 78).
Peki Allah neden burada “birkaç nimet için şükretti” diyor? Bunu makul bir çerçevede değerlendirmemiz lazım. Allah’ın İbrahim (as)’a bahşettiği nimetleri düşünün… Ve onları, şükürle dolu hayatı boyunca şükrünü hakkıyla eda edebildiği nimetlerle kıyaslayın. Bizlere kıyasla ne kadar minnettar olursa olsun… Ona bahşedilen diğer tüm nimetlere nazaran yine de “birkaç tanesine” karşılık gelir.
Bir insan hayatı boyunca şükretse bile… Kur’an’ın bakış açısına göre geriye bakıp hayatını gözden geçirdiğinizde… “Birçok nimet için şükür etti” diyemezsiniz. Sadece, “birkaç nimet için” şükür etti diyebilirsiniz. Aslına bakarsanız, birkaç nimetin şükrünü eda edebilmek Kur’an’da büyük başarıdır. Azımsanacak bir şey değildir. Küçümseme değil övgüdür. Neden? Çünkü Allah bizzat buyurur ki:
“وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَاۜ (ve in te’uddû ni’metallâhi lâ tuhsûhâ)” (Nahl 18).
Şu olağanüstü beyana bakın: Allah diyor ki, “Eğer hesap etmeye kalksanız… Allah’ın tek bir nimetini dahi tam olarak hesap etmeye kalksanız onu tam olarak kavramayı asla başaramazsınız.” Tek bir nimeti bile tam olarak kavrayamazsınız. Bunu tüm insanlığa söylüyor. “Bir” nimeti bile, kavrayamazsınız. İbrahim (as), birkaç nimetin şükrünü eda edebilmişti! Bu aslında İbrahim (as)’a bir övgüdür!
Gizli Nimetler ve Şükür
Fazla ve biraz arasındaki bu ayrım aslında çok güzel bir şeye dikkat çekiyor. Bu dünyada hiç kimse şunu iddia edemez: İbrahim (as) bile birçok nimete şükrettiğini söyleyememişken, kimse “Ben yeterince şükrediyorum” diyemez. Böyle bir şey olamaz. Hayatın boyunca edeceğin şükürler ancak birkaç nimete karşılık gelebilir.
Ve çok fazla “بَاطِنَةً (bâtıneten)” var. Bu yüzden “بَاطِنَةًۜ (bâtıneten)” kelimesi önemlidir. Sizden gizlenmiş onca nimet vardır, onların nimet olduğundan haberiniz bile yoktur. Bir insan var olduğunu bile bilmediği nimetlere nasıl şükredebilir ki? Çünkü Allah diyor ki;
اَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًۜ (esbağa aleyküm ni’amehu zâhireten ve bâtıneten) (Lokman-20).