Lokman Suresi ve Câsiye Suresi‘ndeki iki ayeti karşılaştıralım. Bu surelerde, kendisine Allah’ın ayetleri okunduğunda kibirle yüz çeviren kişiden bahsedilir.
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِ اٰيَاتُنَا وَلّٰى مُسْتَكْبِرًا (Ve izâ tutlâ aleyhi âyâtunâ vellâ mustekbirâ) Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, büyüklük taslayarak yüz çevirir.
كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا (Ke en lem yesme’hâ) sanki onları hiç duymamış gibi,
كَاَنَّ ف۪ٓي اُذُنَيْهِ وَقْرًاۚ (Ke enne fî uzuneyhi vakrâ) sanki kulaklarında bir engel/tıkaç varmış gibi
فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَل۪يمٍ (Fe beşşirhu bi azâbin elîm) İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! (Lokman, 7)
Yani özetle, bir kişi vahiy kendisine okunduğunda kibirle yüz çeviriyor. Sanki hiç duymamış gibi. Sanki kulaklarında bir tıkaç varmış gibi. Allah da böyle bir kişiyi acı veren bir azapla uyarıyor. Bu, Lokman Suresi’nde anlatılanların ana fikridir.
Şimdi de, Allah Câsiye Suresi’nde şöyle buyuruyor:
يَسْمَعُ اٰيَاتِ اللّٰهِ تُتْلٰى عَلَيْهِ (Yesme’u âyâtillâhi tutlâ aleyh) Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de,
Fark edeceksiniz ki bu, önceki ayetle çok benzer.
ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا (Sümme yusırru müstekbirâ) sonra büyüklük taslayarak ısrarla direnir.
كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَاۚ (Ke en lem yesme’hâ) sanki onları hiç duymamış gibi
فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ (Fe beşşirhu bi azâbin elîm) İşte onu elem dolu bir azap ile müjdele! (Casiye, 8)
Dikkat edin, bu ayette Allah “sanki onları duymamış gibi” diyor ama “sanki kulaklarında engel/tıkaç varmış gibi” demiyor. Kulaklarındaki engelden hiç bahsetmiyor.
Hâfızlar İçin Bir İpucu
Şimdi hâfızlar için bir ipucu vereceğim. Bu tür ayetleri duyduklarında bazen sureleri karıştırıp şöyle diyorlar: “Kafam karıştı. Bu ayette ‘كَاَنَّ ف۪ٓي اُذُنَيْهِ وَقْرًا (Ke enne fî uzuneyhi vakrâ)’ geçiyor muydu? Bu ayette mi vardı, öbüründe mi?”
İşte size bu konuda bir ipucu vermek istiyorum. Bu da Kur’ân’ın eşsiz mükemmelliğini ve her bir kelimesinde nasıl derin bir hikmet olduğunu gösteren bir örnektir. Câsiye Suresi, Lokman Suresi’nden bu yönüyle farklılaşıyor.
Eğlence ve Kulaklardaki Tıkaç
Şimdi izninizle, biraz da kendi kişisel düşüncemi paylaşmak istiyorum. Bu tamamen bana ait olan bir bakış açısı. Katılmazsanız sorun değil, sadece zihnimde dönüp duran şeylerden bahsetmek istiyorum.
Lokman Suresi aslında eğlenceden bahsediyor:
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍۙ
(Ve mine’n-nâsi men yeşterî lehve’l-hadîsi li yudılle an sebîlillâhi bi gayri ilmin)
İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır.
Bu ayet, Peygamber (s.a.v.) Kur’an’ı okurken, bazı insanların şarkıcılar, müzisyenler, dansçılar tutarak Peygamberin (s.a.v.) hemen yanı başında bir konser verdiğini anlatıyor. Yani, insanlar Kur’an’ı dinleyemesin ve böylece insanları Allah’ın yolundan saptırabilsinler diye büyük bir yaygara çıkarıyorlardı. Ve sonra bu bağlamda Allah, “sanki kulaklarında bir engel varmış gibi” diyor. Yani kulaklardaki engel, gürültüyle oluşan bir tıkaç gibidir.
Şimdi burada kendi kişisel yorumuma geçeceğim. Bu beni gerçekten korkutuyor, neden biliyor musunuz? Çünkü günümüzde insanlar kelimenin tam anlamıyla kulaklarında tıkaçlar taşıyor. Mesela ben hutbe verirken, insanların kulaklıklarını çıkarmadığını görüyorum. Bir genci kulaklıklı görüp “Bu çocuk kesinlikle Kur’an dinlemiyor” diye düşünüyorum. Kulaklarında tıkaçlar var, hatta duymuyor bile.
Ama diğer ayette, kulaklardaki engelden hiç bahsedilmiyor. İnsan merak ediyor: Neden Câsiye Suresi’ndeki ayette kulaktaki bir engel veya tıkaç geçmiyor? İşte bu yüzden, bu kısmı kişisel yorumum olarak belirttim. Çünkü burada eğlence, kulaklara tıkaç takmak gibi bir şey olarak tanımlanıyor. Resmen kulaklarda tıkaç varmış gibi. Bu gerçekten ürkütücü.
Ayetleri Alaya Almak
Asıl konuya dönelim. Allah Câsiye Suresi’nin 8. ayetinde şöyle buyuruyor:
يَسْمَعُ اٰيَاتِ اللّٰهِ تُتْلٰى عَلَيْهِ (Yesme’u âyâtillâhi tutlâ aleyh) Kendisine Allah’ın âyetlerinin okunduğunu işitir de.
Câsiye Suresi’nin 9. ayetinde ise şöyle buyuruyor:
وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اٰيَاتِنَا شَيْـًٔاۨ اتَّخَذَهَا هُزُوًاۜ (Ve izâ alime min âyâtinâ şey’â ittehazehâ huzuvâ) Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır.
Allah, bu kişinin aslında dinlediğini, hatta dikkatle dinlediğini söylüyor ve dinledikten sonra da ayeti alay konusu yapmanın bir yolunu bulduğunu söylüyor. Bu ayette, “sanki kulaklarında bir engel varmış gibi” demek doğru olmazdı. Çünkü kulaklarında bir engel olsaydı, ayeti dinleyemezdi. Dinleyemediği için de ayeti kullanamaz, manipüle edemez ve alay konusu yapamazdı.
Bu yüzden Allah, sanki o ayetleri hiç duymamış gibi, hakikatini duymamış gibi davranıyor diyor ama engel kısmını eklemiyor.
SubhanAllah. Allah’ın kelamı nasıl da lazer gibi keskin. Her bir kelime özenle seçilmiş ve yeri tam isabetle belirlenmiş. Allah Azze ve Celle bizleri kulaklarında engel olanlardan ve vahyi alaya alanlardan eylemesin.