Allah’ın kanununu hikmetsiz bir şekilde uygularsan adaletsizlik meydana getirirsin. Yani Hz. İsa bu ikisini bir araya getiriyor ve kitap ve hikmet arasındaki bu savaştan sonra son peygamber Muhammed (s.a.v.) geldi ve Allah, “Bu Resul’e kitap ve hikmeti beraber vereceğim” dedi.

Kur’an’da Altın Kural

Tamam, içinizden “altın kural”ın ne olduğunu bileniniz var mı? Fikri olan, kimse bilmiyor mu? Oh, etkileyici. Evet, “altın kural” nedir? Evet, “Sana nasıl davranılmasını istiyorsan insanlara öyle davran.” İşte altın kural bu.

İncil’deki bir şeye dayanıyor ama başka kültür ve felsefelerde de karşınıza çıkabiliyor. Bu çok iyi bilinen bir hikmet, değil mi? Çok iyi biliniyor. Ama aynı zamanda Kur’an’da da var. Kur’an’daki “Altın Kural” örneklerinden bazılarını göstermek istiyorum.

وَيْلٌ لِّلْمُطَفِّفِينَ الَّذِينَ إِذَا اكْتَالُوا عَلَى النَّاسِ يَسْتَوْفُونَ وَإِذَا كَالُوهُمْ أَو وَّزَنُوهُمْ يُخْسِرُونَ (Mutaffifin 1-3)

Allah, cehennemde, azar azar çalan insanlara ayrılan bir yerden söz ediyor. Azar azar çalıyorlar, kendileri alıcı olduklarında yüzde yüzünü aldıklarından emin oluyorlar ama satıcı olduklarında vermeleri gerekenin biraz altında verirler. Netice olarak altın kuralı ihlal ederler. Kendileri için 100 isterler ama 90’ını geri vermek isterler, anladınız mı? Allah bu insanlardan bahsediyor ve diyor ki; “Allah’ın huzuruna çıkarılacaklarını düşünmüyorlar mı?”

Bu birincisi, ikincisi de şu:

وَابْتَغِ فِيمَا آتَاكَ اللَّهُ (Kasas 77)

Aslında hayır, diğeri şu ki; birisi ölüyor ve bir miras söz konusu. Ve kişinin mirası, çiftlik, kuyu, develer, hayvanlar falan bıraktı şeklinde açıklandığı zaman bazen fakir çocuklar veya yetimler, o çevreden başka birileri gerçekten zengin birinin öldüğünü öğrenirler ve duyuru yapılacağı zaman ortaya çıkarlar. Umarlar ki belki şimdi bu kişi öldüğüne göre onun malından bir kısmını sadaka verirler. Ve siz “Bu fakirler nereden çıktı böyle?” veya “Bu çocuklar neden geldi?” diye rahatsız olursunuz. Hatta vefat eden kişinin çocuklarının avukatı olmadığı için onları temsil eden kimseleri yoktur. Amcaları gelip bütün parayı götürebilir veya kardeşleri gelip bütün parayı alabilir ve çocuklar bir şey alamaz. Allah diyor ki;

وَلْيَخْشَ الَّذِينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْ (Nisa 9)

Eğer kendileri ölüp de geride kalan çocukları mahrum kalacağı için nasıl endişeleniyorlarsa, Allah onlara “altın kuralı” hatırlatıyor değil mi? Benzer şekilde, bizim ve Allah arasında da bir altın kural var.

وَأَحْسِن كَمَا أَحْسَنَ اللَّهُ إِلَيْكَ (Kasas 77)

Allah size ne kadar güzel ihsanda bulunduysa, siz de Allah’a karşı elinizden gelenin en iyisini yapın.

Bakara Suresi’nde, hikmet ile bağlantılı olan ise gerçekten enteresan. Allah diyor ki; “Ey iman edenler!”

أَنفِقُوا مِن طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ (Bakara 267)

“Kazandığınız iyi şeylerden infak edin.” Kazandığınız bir sürü şey var ama Allah kazandığınızın en iyisinden infak etmenizi istiyor, sonra diyor ki;

وَمِمَّا أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ الْأَرْضِ (Bakara 267)

“Ayrıca sizin için yerden çıkardıklarımızdan da infak edin.” Kaynaklar, mineraller, mahsuller vesaire.

وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِآخِذِيهِ إِلَّا أَن تُغْمِضُوا فِيهِ (Bakara 267)

İşte altın kural. Ve diyor ki; “İyi şeyleri kötüleri ile yer değiştirmeyin.” Yani bir yerde sel oldu ve ihtiyaç sahiplerine kıyafet bağışlama zamanı geldi. Sen de bulabildiğin en pis kokulu eski tişörtünü ya da karakterinden daha delikli bir giysi falan bulursun. En eski ve pis kokulu kıyafeti bulup onu bağışlıyorsun. Veya çocuklara bayram hediyesi verme zamanı geldi ve gidip bütün bozuk oyuncakları veriyorsun veya eski ayakkabıları veriyorsun. Allah diyor ki; “Birisi sana bunu verdiğinde yüzünü buruşturacağın, bakmak istemeyeceğin, kabul ederken midenin bulanacağı şeyleri verme.”

Daha sonra aynı bölümde Allah diyor ki;

يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَن يَشَاءُ (Bakara 269)

“O, hikmeti dilediğine verir, hikmet verilen kişiye büyük bir hayır verilmiştir.” Yani bu bölümde hikmetin bir boyutu da: “Başkalarına bir gün kendinin de isteyebileceğin bir şeyi ver.” Birine sadaka verirken sanki kendine verirmiş gibi ver. Bu şekilde ver ve bu çok az kişinin sahip olduğu bir hikmet. Allah, bunu dilediğine verir, diyor ve bunun verildiği kişi ne muhteşem bir iyiliğe sahiptir.

Boşanma Yasaları ve Hikmet

Şimdi bu son bölüm ve burada biraz zaman geçireceğiz. Son bölümde, kanun ve hikmet arasındaki farkı daha önce anlatmıştım, değil mi? Kanun, siyah beyazdır, hikmet ise duruma göre değişir. Ama şimdi bu ikisini birleştirmemiz lazım. İkisini beraber ele almamız lazım.

Bilmiyor olabilirsiniz ama Kur’an’da bütün yasalardan daha detaylı şekilde bahsedilen yasa, ibadetten bahsetmiyorum, insanlar arası ilişkilerden bahsediyorum, “muamelat”. Kur’an’da en detaylı ele alınan yasa boşanmadır. Allah’ın boşanma kadar detaylı bahsettiği başka bir yasa yok.

Birisi “Kur’an mutlu evlilik konusunda ne diyor?” dese, belki iki ayet var. Ve sonra “Kur’an boşanma konusunda ne diyor?” desen, sayfalar var ve üstüne bir de sure var ve başka referanslar da var. Neden? Neden Allah, TikTok’taki gibi ilişkilerle ilgili tavsiyede bulunmadı? Etrafta o kadar ilişki uzmanı var, dünyanın bütün Ebu Cehil’leri ilişki konusunda tavsiye veriyor ve çok azı hariç Kur’an ilişkiler konusunda sessiz. Rum Suresi’nde biraz ipucu var, Ramazan ayeti… Şurada burada küçük parçalar var ama çoğunluğunda, hele konu boşanma ise… Aman Allah’ım… Neden biliyor musunuz?

Sanki prensip şu:

وَيُعَلِّمُكُم مَّا لَمْ تَكُونُوا تَعْلَمُونَ (Bakara 151)

Allah, kendi kendinize öğrenemeyeceğiniz ya da bilemeyeceğiniz şeyleri size öğretiyor. Bu demek oluyor ki, Allah, iyi ilişkinin nasıl olması gerektiğini bildiğinizi biliyor. İyi bir evliliğin nasıl olması gerektiğine dair dışarıdan yardım almanıza gerek yok. Ama huzurlu bir şekilde boşanmayı bilmiyorsunuz. Bunu bilmiyorsunuz, ilişkiyi yolunda tutmayı biliyorsunuz ama işler kötüye gittiğinde işleri nasıl idare edeceğinizi bilmiyorsunuz. Bunu kendi kendinize bulamazsınız, bunun için size çok detaylı açıklama yapacağım.

Yani Allah, birisi boşanırken neler yapması gerektiğini son derece detaylı açıklıyor. Mesele şu ki; bunlara boşanma yasaları diyebilirsiniz. Kur’an’ın bu kısmı kitap, değil mi? Kitap. Bunun çok azına değineceğiz, tamamına değinemeyiz çünkü devasa. Çok geniş bir konu ama çok küçük bir örnek vereceğim.

الطَّلَاقُ مَرَّتَانِ (Bakara 229)

Bu tam bir tefsir değil sadece kısa bir yorum. Bir adam ve bir kadın evliyken, adam boşandığını açıklasa kadını tekrar iki kere geri alabilir, bu sadece iki kere olabilir, iki ayrı durumda.

Şimdi insanlar bununla dalga geçiyor ve “Talak, talak, talak, ta, ta, ta, ta, hadi şimdi ne yapacaksın?” ve iki saat sonra “Onu kastetmemiştim, bu sayılmaz, hadi gidip bir hoca bulalım” diyor. Çünkü bununla dalga geçiyoruz. Bu arada, bu Allah’ın ayeti ile dalga geçmek demek değil mi? Daha saçma olanı ne biliyor musunuz? Sadece Pakistanlılar mı bilmiyorum ama birçok kişi bana “Üç kere demediysen sayılmaz” dedi. Kim söyledi sana? Hangi kitabı okuyorsun sen? İslam’ı karikatür kitabından mı öğreniyorsun, psikoz bu.

Allah diyor ki; geri alınabilir boşanma iki defa gerçekleşebilir. Evliliği bitirebilirsin, iki kere geriye döndürmek mümkündür. Sonra diyor ki; dikkatli dinleyin:

فَإِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ (Bakara 229)

Bu olduktan sonra, yani “Seni boşuyorum” diyor ve sonra düşünüyor, konuşuyorlar ve sonra “Hadi bir daha deneyelim” diyorlar. Bu durumda, “Tamam sözünü geri al ama bu sefer evliliğine düzgün bir şekilde, dürüstçe, iyilikle sahip çık” diyor. İyilikle sahip çıkmak, soruyorum size; kulağa yasa gibi mi yoksa hikmet gibi mi geliyor? Yasanın hemen ardından Allah hikmete geçiş yaptı. Çünkü iyi niyetle mi, iyilikle mi geri alındığını kontrol etme imkanım yok. Yasa bunu doğrudan kontrol edemez.

أَوْ تَسْرِيحٌ بِإِحْسَانٍ (Bakara 229)

“Ya da güzelce ayrılmasına izin ver.” Nasıl ayrılmasına izin ver diyor? Güzelce. Bunu Kur’an söylüyor. Bilirsiniz, boşanırken işler gerçekten çirkinleşir değil mi? Ve şimdi Allah diyor ki; “Dinle, bu durumla nasıl başa çıkacağını bilmiyorsun. Sana söylüyorum güzel bir şekilde ayrılmak için elinden gelen her şeyi yap.” Çoğunlukla olan şu ki; bir taraf Allah’tan korkar ve “Güzel bir şekilde ayrılmak istiyorum” der. Diğeri de; “Sana güzel neymiş göstereyim” der.

وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا مِمَّا آتَيْتُمُوهُنَّ شَيْئًا (Bakara 229)

Sonra diyor ki; şimdi erkek tarafına sesleniyor, “Verdiğin herhangi bir şeyi geri alman helal değil, buna iznin yok.” Araba vermiş olabilirsin, yüzük vermiş olabilirsin, kolye vermiş olabilirsin, PS5 almış olabilirsin. Kendine PS5 almıştın ama “Bu senin bayram hediyen” demiştin. Yani resmi olarak bu onun bayram hediyesi oldu. “Ben sadece harap olmasın diye oynuyorum, sadece muhafaza ediyorum.” Bir kere verdiysen artık, verdiğin herhangi bir şeyi geri alman helal değil, diyor Allah.

إِلَّا أَنْ يَخَافَا أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ (Bakara 229)

İkisinin de Allah’ın kurallarına uyamamaktan korkması durumu hariç. Bu uzun bir konu o yüzden burada detaylara girmeyeceğim.

فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ (Bakara 229)

İkisi de Allah’ın kanunlarına uyamamaktan korkuyorsa,

فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا افْتَدَتْ بِهِ (Bakara 229)

Kadının sahip olduğu bir şeyden vazgeçmesinde ikisine de bir günah yoktur. Temelde mesele şu ki, özetlemek gerekirse, mesela kadın evliliği sonlandırmak istiyor, ama adam bırakmıyor. Ve kadın diyor ki; “Tamam PS5 senin olsun. Bırak gideyim, kalmak istemiyorum, PS5 senin olsun.” Allah diyor ki; “Aslında kadının kendisine ait olan bir şeyden vazgeçmesinde bir sakınca yok.” Ama kadın diyor ki; “Bu benim ayrılmamı kolaylaştıracak.” Yani bu durumda kadın bir nevi fidye ödüyor gibi. Bunu yapmaya zorlamıyor ama eğer bu seni bu durumdan kurtarıyorsa bunda bir sakınca yok, bu helal. Verdiklerini almak helal değil denmişti değil mi? Bu arada bir şeyi vermek ayrılışı kolaylaştıracaksa yap bunu.

تِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا (Bakara 229)

Bunlar Allah’ın sınırlarıdır, bunları aşmayın.

وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَأُولَئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ (Bakara 229)

Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa onlar zalimlerdendir.

فَإِنْ طَلَّقَهَا (Bakara 230)

Ama üçüncü kere tekrar boşarsa, ikisinden bahsedilmişti, bu kaçıncı? Üçüncü.

فَلَا تَحِلُّ لَهُ مِنْ بَعْدُ (Bakara 230)

Kadın artık ona helal olmaz, o andan itibaren bir arada kalamazlar.

حَتَّى تَنْكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُ (Bakara 230)

Kadın, ondan başka birisi ile evlenene kadar. Artık onunla bir arada kalamaz. Zübeyr bitti, kusura bakma Zübeyr, Zübeyr sadece bir örnek, Zübeyr bitti. Kadın hayatına devam etti, beş ay sonra Kerim ile evlendi, kusura bakma Kerim. Kerim’le evlendi ve Kerim Xbox seviyormuş, PS5 sevmiyormuş. Bir şeyler oldu ve yürütemediler ve kadın tekrar boşandı. Şimdi boşanmış durumda ve Zübeyr’e bir mesaj atıyor ve “Hey, ne yapıyorsun?” Zübeyr diyor ki; “Neden mesaj atıyorsun, sen evli değil misin?” “Artık değil…” Zübeyr de; “Tamam, hadi bir kez daha deneyelim.” Bu durumda, kadın başka birisi ile evlendiyse ve yürütemedilerse, ona geri dönmesinde sorun yok. Aksi takdirde bir araya gelemezler.

Bu arada, buradaki hikmet nedir? Eğer bir adam karısına “Seni istemiyorum, seni boşuyorum” dese, “Tamam, tamam, bunu kastetmiyordum.” İki ay sonra, “Seni istediğimi mi sanıyorsun, istemiyorum, çık git buradan” kovsa ve tekrar geri alsa, üçüncü sefer bu kadınla “yo-yo” gibi oynayamazsın. Üçüncüde artık bitmiştir. Şimdi onun başkası ile olduğunu bilmenin acısını deneyimlemen gerekiyor çünkü ona değer vermedin. Eğer gerçekten geri istiyorsan, Allah onun hayatını yaşamasına izin verecek. Eğer yürümezse ve kadın seni geri istediğine karar verirse belki tekrar bir araya gelebilirsiniz yoksa bu iş bitmiştir. Allah, boşanma ile oyun olmayacağını öğretiyor çünkü bu kutsal bir ilişki.

فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا أَنْ يَتَرَاجَعَا (Bakara 230)

“Sonra ikisinin bir araya gelmesinde bir sakınca yoktur.”

إِنْ ظَنَّا أَنْ يُقِيمَا حُدُودَ اللَّهِ (Bakara 230)

“Eğer ikisi de Allah’ın koyduğu sınırlar içerisinde yaşayabileceklerine inanıyorlarsa.”

وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ (Bakara 230)

“Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır, gerçekten bilmek isteyenler için bu şekilde açıklıyor.”

Sınırları Aşmamak ve Hikmeti Korumak

وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ (Bakara 231)

Sonunda karınızı boşadığınızda, yani ilk boşanmada, geri dönüşü olan boşanmada iddet süresi tamamlandığında, çünkü üç ay olması gerekiyor. Üç aydan önce tekrar bir araya gelebiliyorsunuz. Üçüncü aya girmek üzereler, adam yaklaştığını biliyor, birkaç gün veya 24 saat kalmış her neyse.

فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ (Bakara 231)

Son tarih yaklaşırken ya onurlu bir şekilde geri döner “bi maruf” ya da onurlu bir şekilde gitmesine izin ver. Sonra diyor ki;

وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِّتَعْتَدُوا (Bakara 231)

“Zarar vermek maksadıyla onları geri çağırmayın.” Zarar vermek için onları geri çağırmayın, sınırı aşmış olursunuz. Diğer bir deyişle; ondan nefret ediyorsun ve onun serbest olması fikrine tahammül edemiyorsun. Onu sevmiyorsun, sadece onun üzerinde kontrolünü kaybetme fikrine tahammül edemiyorsun. Böylece onu boşanma aşamasında tutuyorsun. Geri çağırıp çağırmayacağını bilmiyor. Yürütebileceğinizi umuyor ama aklından geçenleri bilmiyor. Sen sadece ona acı çektirmek istiyorsun. Yani üçüncü aya kadar bekliyorsun, sonra “Hayır, hayır, geri gel” diyorsun. Sonra geri dönünce, dayanamayacağı noktaya gelinceye kadar hayatını cehenneme çeviriyorsun. İşkence oyununu bitirince, “talak” (boş ol) diyorsun. Sonra kadın özgür olduğunu düşünürken… Tam özgür değil çünkü ne kadar beklemek zorunda? Üç ay. 2.9 ay geçtiği anda “Hayır, hayır, henüz seninle işim bitmedi” deyip geri çağırıyor. Bunu neden yapıyor? İşkence yapmak istiyor, işkence için yapıyor.

Ayetin diğer bir anlamı da şu olabilir: Adam karısını geri çağırıyor ama amacı işleri yoluna koymak değil. Belki şiddet uyguluyor, istismar ediyor, para vermiyor, her ne yapıyorsa ortada bir “zarar verme” var, kadını geri çağırsa bile hiçbir problemi çözmüyor. Yanlış şeyi yapmaya devam edeceksen geri çağırma ki sınırları aşıp durmayasın. Allah’ın dediği bu. Şimdi şunu bir dinleyin:

وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ (Bakara 231)

Bunu yapan kendi nefsine zulmetmiş olur.

وَلَا تَتَّخِذُوا آيَاتِ اللَّهِ هُزُوًا (Bakara 231)

“Allah’ın ayetleri ile dalga geçmeyiniz.” Aynı ayette, bu neden önemli biliyor musunuz? Önemli çünkü Allah diyor ki; Allah’ın bu kuralları, bunlar kitap. Ve sonra bunları kötü niyetle kullanmayın dediğinde bu kitap değildi, bu neydi? Bu hikmetti. Teknik olarak, o zaman içerisinde onu geri çağırabilir mi? Evet. Bunu iyi niyetle mi kötü niyetle mi yaptı diye kontrol etmek mümkün mü? Bir hoca bunu kontrol edebilir mi? Bir yargıç bunu kontrol edebilir mi? Hayır, niyetini kendisi biliyor, başka kimse bilmiyor. Yani temelde Allah’ın kitabını kullanarak, kurallar içerisinde kalarak, kötülük yapabilirsiniz. Çünkü hikmeti ihlal ediyorsun, adaleti ihlal ediyorsun. Hikmet aynı zamanda adalettir.

Avukatlar bilir, mahkeme duruşmasında davayı kazanabilirsin. Kanun önünde kazanmışsındır, ama ahlaki olmayabilir. Kanun önünde kazanmışsındır, ama ahlaki açıdan kazanmadın, anlıyor musunuz? Kadını geri alması, kanunen helal, ahlaki açıdan ise doğru mu yanlış mı? Yani biliyoruz ki kitap kanun ve hikmet ise ahlak. Kanun ve ne? Ahlak. Ve Kur’an bu ikisini birleştirmiş. Ayıramazsınız.

Ümmetimizde ne oldu? Kurallara takıntılı olduk. Ve bazıları da “Kuralların canı cehenneme, kurallar beni ilgilendirmez” dedi. “Ben sadece ahlaka önem veririm, ben sadece iyi bir insan olmak istiyorum. Ben ahlaklı bir insanım.” Kitap ve hikmeti birbirinden ayırdık. Kitap ve hikmet bir aradaydı, kitap, Kur’an’dır ve hikmet de, kelimenin eski yorumuna göre, o da Kur’an’dır.

وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ (Bakara 231)

Allah’ın verdiği nimeti hatırlayın.

وَمَا أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُم بِهِ (Bakara 231)

“Ve kanun ve hikmet adına size ne indirdiyse bu size nasihat amacıyladır.” Ne diyor, bu ayetlerde size kanun verirken ayrıca ne veriyorum? Hikmet. İkisi beraber. Bu dinimizdeki çok önemli bir mesaj. Kitap ve hikmet birbirinden ayrılamaz. Kanun ve ahlak birbirinden ayrılamaz.

Kanunu Kötüye Kullanmak ve Hikmetin İhlali

Şu örnek olaya bakın. Mesela bir adam karısından nefret etse ve yine de ondan boşanmasa, hiç boşanmasa. Güney Asya’da neredeyse yüz yıldır evli, çocukları büyümüş, artık torunları olan birçok insan var. Kendi çocukları bile onlara bakıp “Siz niye berabersiniz?” diyor. “Birbirinizden o kadar nefret ediyorsunuz ki, sürekli kavga ediyorsunuz.” Nedir bu, profesyonel boks gibi, acıdan zevk alıyorlar. Her neyse, adam ölmek üzere ve karısını sevmiyor. Ölmeden iki dakika önce; “Bu arada, seni boşuyorum.” Ölmeden iki dakika önce onu boşuyor. Onu boşarsa kadının mirasta hakkı olmuyor. Görüyor musunuz? Ölmeden birkaç dakika önce onu boşarsa bu yasal bir boşanma mı? Öyle. Kanunen, teknik olarak boşanabilirsin, öldüğü anda boşanma gerçekleşmiştir. Fakat bu hikmeti ihlal etmek midir? Tamamen. Bu yüzden eski fıkıhçılar “Bunu yapmana izin vermiyoruz” demişler. Çünkü bu her ne kadar kitaba uygun da görünse hikmete aykırıdır, anlıyor musunuz?

İşte size bir başka örnek. Birisi bir vasiyet yazıyor ve vasiyetinde “Gelirimin yüzde şu kadarını şuraya bağışlıyorum” diyor. Miras yüzdelik olarak bölünecek ve bir de vasiyet var. Paranın belirli bir kısmını bir mescitte, vakfa ya da yetimhaneye falan bağışlayabilirsin, değil mi? O kişi ölmüş ve vasiyeti okuyan kişi, vasiyete bakıyor ve görüyor ki; annesinden veya babasından nefret ettiği için mirasın çok büyük bir kısmını babasının düşmanına verdiğini vasiyetnameye yazmış. Ya da bunun gibi saçma bir şey, intikamını almak için yaptığı son şey olmuş. Yani vasiyetnamede taraf tutulduğunu ve bir çeşit kötü niyet olduğunu görüyorsun, değil mi? Allah diyor ki;

جَنَفًا أَوْ إِثْمًا (Bakara 182)

“Bunu düzeltmende bir sakınca yoktur.” Allah, ölmüş gitmiş birine ait taraflı görünen, adalet ve hikmet prensiplerine uymayan, yasal bir dokümanın değiştirilmesine izin verdi. إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ Allah affedicidir.

İnanılmaz değil mi? Yahudilik binlerce yıl kanuna odaklandı ve neyi unuttu? Hikmeti. Ve İsa (a.s.) gelip dedi ki; “Hayır, hikmeti unuttunuz.” Allah’ın kanununu hikmet olmadan nasıl uygularsınız? Adaletsizlik meydana gelir. Ve İsa (a.s.) bu ikisini bir araya getirir. Ve bu kitap ve hikmet arasındaki savaştan sonra son peygamber, Muhammed (s.a.v) gelir ve Allah diyor ki; “Bu Peygambere, hem kitabı hem hikmeti beraber vereceğim.” İşte bu Kur’an ve bu Allah’ın bir mucizesi. Bunu vermiş olması, bize verdiği çok büyük bir hediye. Kitap ve hikmetin birleşmesi.

Kuralların Arkasındaki Hikmet

Bunun dışında hikmet ile ilgili birkaç örnek vereceğim. Kural şu; bilirsiniz anneniz bazen bir şeyi yapmanızı ister ve siz “Neden?” dersiniz. O da; “Hadi bir daha söyle, bir daha söyle.” Bazen, “Spagetti yiyoruz” der. “Neden spagetti yiyoruz?” “Çünkü spagetti yiyoruz.” “Ama neden?” “Çünkü sen yaşamaya devam etmek istiyorsun.” Diğer bir deyişle, “Ben ne diyorsam o, bu kadar.” Bu durumda annenin otoritesine saygı duyuyorsunuz ve “Sana açıklama yapmak zorunda değilim” diyor. Kural kuraldır. Sana açıklamak zorunda değilim.

Allah’ın da indirdiği kurallar var, doğru mu? Sebebini açıklamak zorunda olmayan biri varsa o da Allah’tır. Eğer Allah bir şeyi yapın dese ve insanlar “Neden?” dese… Neden beş kere namaz kılmamız gerekiyor? Akşam namazı niye üç rekat da yatsı namazı dört rekat? Niye akşam iki ve yatsı da bir rekat olamıyor? Niye hiç indirim yok? Niye ki? Niye yok? Allah size bir açıklama borçlu mu? Hayır.

Ama bakın Allah Kur’an’da ne yapıyor? Allah, alkol ve kumar sizin için kötü diyor ve sonra diyor ki;

وَإِثْمُهُمَا أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا (Bakara 219)

“Zararı faydasından daha çoktur.” Onlardan gelen kötülükler ve sonuçlar faydalarından çok çok daha fazladır. Allah bana bunu söylemek zorunda değildi. Allah sadece, “Kumardan ve alkolden uzak dur” diyebilirdi. Ve ben, niye diye sorsam, bana “Ben söylediğim için, bu sana yetmeli” diyebilirdi, anlıyor musunuz? Ama Allah bunu yapmadı. Bazı durumlarda, Allah, “Hadi size neden olduğunu söyleyeyim” dedi. Söylüyorum ki; “Alkol tüketmeye devam ederseniz ve kumar oynamaya devam ederseniz bu size çok zarar verecek.”

Amerika’da, Nevada eyaletinde, Las Vegas’ın olduğu şehir. Las Vegas’ı daha önce duydunuz değil mi? Las Vegas’a birçok kere gittim Kur’an konferansı için… Nevada eyaleti, uzun süredir gitmedim ama kumarhanelerden o kadar çok para kazanıyorlar ki, Nevada eyaletinde, eğer lisede ortalaman B’nin üzerinde ise üniversiteye ücretsiz gidebiliyorsun. Amerika’da üniversiteler ücretli ama Nevada eyaletinde belirli bir ortalamanın üzerindeysen ödemiyorsun. Eyalet vergileri yok, orada Amerika’nın birçok yerine göre çok daha iyi bir sağlık sistemi var. Her yerden daha fazla orada kalp ameliyatı merkezi ve hastanesi var… Ki bu mantıklı, her yerden daha fazla kalp krizi vakası var. Gerçekten ilginç bir yer.

Bazı kanunları var, mesela vatandaşları taciz edemezsiniz. Amerika’da polis köprünün arkasında saklanır ve eğer hız sınırını aşarsanız sizi kenara çeker. Ama Nevada’da saklanmalarına izin yok, yani böyle ayrıcalıkları var. Yani bu topluma kumar endüstrisi bu kadar fayda sağladı anlıyor musunuz?

Kumarhaneler müşterilerini nasıl içeride tutuyorlar biliyor musunuz? Binalarda havalandırma olur, orada ise, oyun makinelerinin olduğu odaya sürekli taze oksijen pompalıyorlar. Böylece daha uzun süre uyanık kalıyorsunuz, gerçekten bunu yapıyorlar. Ve mühendisler, oyun makinelerini geliştiren davranış psikolojisi uzmanları ve insanlar sürekli oynasın diye çalışan bağımlılık uzmanlarının en iyilerinin bir kısmı Facebook, Instagram ve diğer sosyal medya şirketleri tarafından, sosyal medya şirketleri için bağımlılık davranışı oluşması için işe alındılar. Kendiniz araştırabilirsiniz, gerçekten ilginç bilgiler.

Her neyse, bu ortamı oluşturuyorlar ve tabii ki alkol servis ediyorlar ve bazıları oynamaya devam ettiğin sürece bedava alkol veriyor. Bedava içki vesaire bütün bu şeyleri veriyorlar. Bunları biliyorum çünkü Google’dan baktım. Oluşturdukları bu ortam ve bununla gelen bütün bu ekonomik faydalar var. Ama kimse intihar oranlarından, cinayet oranlarından bahsetmiyor. Kaç ailede, alkol bağımlılığı yüzünden bütün ailenin birikimlerinin harcandığından bahsedilmiyor. İşlerini kaybediyorlar, evlerini kumarda kaybediyorlar, emeklilik tasarruflarını kumarda kaybediyorlar, arabalarını kumarda kaybediyorlar, çocuklarının üniversitesi için ayırdıkları parayı kumarda kaybediyorlar. Aileler mahvoluyor, gelecek nesiller mahvoluyor. Vergi indirimi kazanıyorsun, Las Vegas’ta güzel bir evin oluyor, güzel caddeleriniz oluyor, karşılığında ne ödüyorsun? İnsanların ödediği bedel bütün bunlardan çok daha fazla.

Amerika’da bir acil servis doktoruna sordum, kendisi cuma, cumartesi ve pazar geceleri çalışıyor. Acil serviste en kötü gece hangisi diye sordum. “Cuma gecesi” dedi. “Ne gördün?” dedim. “Allah, neden alkol şeytan işi diyor, onu gördüm” dedi. “Sarhoş olunca insanlar ne yapıyor, her cuma gecesi görüyorum. Sadece arabayla bir ağaca çarpıyorlar veya bir çocuğu öldürüyorlar falan değil. Birbirlerini taciz ediyorlar, öldürüyorlar, dövüş oluyor ve sonra ne yaptıklarını hatırlamıyorlar.”

Allah alkol içmeyin diyebilirdi ama “zararı faydasından daha fazla” dedi ve bize açıklamaya çalıştı.

Boşanma ve Oruçta Hikmet

Boşanma meselesine gelince, insanlar boşanıyor ve herkes tavsiye verir: “Yapma, hayatını mahvedecek, sonrasında ne yapacaksın hayatın bitecek, ailen ne kadar utanacak biliyor musun? Nasıl geçineceksin, kendine nasıl bakacaksın bu şimdiye kadar aldığın en akılsızca karar.” Peki Allah ne diyor? Allah da tavsiye veriyor, Allah, her şeyden daha fazla boşanmadan bahsediyor. Peki Allah ne diyor?

وَإِن يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللَّهُ كُلًّا مِّن سَعَتِهِ (Nisa 130)

Ayrılırlarsa, ikisi de kendi yoluna giderse, “Allah ikisine de katından bolluk verir.” “Allah onlarla ilgilenir.” Allah umut veriyor. Herkes onları eleştiriyor, suçluyor, peki Allah ne diyor? “Ben ilgileneceğim, iyi olacaksınız, üzücü olduğunu biliyorum, boşanmak için evlenmediğini biliyorum. Biliyorum, bu şekilde neticeleneceğini düşünmemiştin. Biliyorum, niyetin bu değildi.” Hayatta böyle durumlar olur, yıkılma Allah sana yeni kapılar açacaktır.

Şu meşhur ayeti biliyor musunuz? “Kim takvalı olursa Allah ona bir çıkış yolu açar ve ona ummadığı yerden verir.”

وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ (Talak 2-3)

Bu, boşanma suresinde geçiyor. Boşananlara Allah’ın öğrettiği hikmet bu. Çünkü onlar bütün kapıların kapandığını, hayatın bittiğini düşünür. “Şimdi ne yapacağım? Nereye gideceğim?” diye düşünür. “O benim her şeyimdi… Şimdi ne olacak?” Allah “Şimdi biraz hikmete ihtiyacın var, işte sana hikmet” diyor. Hikmet’in eski tanımlarından birisi de “nasihat”tir, “nasihat”.

Allah ne yapıyor? Bazen bize bir kural verir, o kuralla birlikte ne verir? Tavsiye. İşte sana nasihat, işte teşvik, bu da hikmettir.

Oruç mesela… Bu arada hazır boşanma konusundayken bunu bitirelim. Allah, “Eğer boşanacaksanız” diyor;

وَلَا تَنسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْ (Bakara 237)

“Boşanırken, birbirinize iyilik yapmayı unutmayın.” “Onun yüzünü bir daha görmek zorunda olmayacağım için çok mutluyum” demek yerine, “İsmini ne zaman duysam…” Bunun yerine Allah, “Birbirinize iyilik yapmayı unutmayın” diyor. İyilik yapın, boşverin.

Sonra oruçla ilgili… Oruç bir kural. Allah sadece, “Ramazan’da oruç tutun” ya da “Size tutun dediğim zaman tutun” diyebilirdi. Böyle yapmıyor, لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ diyor. “Allah’ım neden oruç tutmalıyım?” “Benim farkımda olabilmen için.” Bu senin Allah’ın farkında olmanı sağlar. Maneviyatını uyandırır, maneviyatına yardımcı olur. İşte bu şekilde Allah bize orucun hikmetini anlatıyor.

Size tekrar tekrar Kur’an’dan anlatmaya çalıştığım şey şu ki; kurallar karşınıza çıkıyor ve kuralın yani kitabın hemen yanında ne oluyor? Hikmet. Ve bu ikisine beraber bakmalısınız, ahlaki olana ve kurala beraber bakmalısınız. Çünkü eğer sadece kitaba bakarsanız İsrailoğulları gibi olursunuz. Ve eğer sadece hikmete bakarsanız Hristiyanlar gibi olursunuz. İşte bu iki aşırı uca gidersiniz. Bu ikisini bir araya getirmek zorundasınız. İşte bu وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ.

Sübhanallah… Bunlar, bu kısa yolculukta sizlerle paylaşmak istediğim şeylerdi. Umarım faydalanmışsınızdır.