Hamd Allah’adır. Hamd; yokluktan varlığı, karanlıktan aydınlığı yaratan; kederden sabır çıkaran, pişmanlık üzerine tövbeye hükmeden Allah’adır. Biz, O’nun nimetlerine şükrettiğimiz gibi musibetlerine de şükrederiz.

Salat ve selam; tamamlanmış olan nuru, onuru ve şerefi hürmetine Resul-ü Ekrem’e; ona nazil olan muhkem kitabına, peygamberlerin sonuncusu olan, Ademoğlunun efendisi, Meryem oğlu İsa’nın (as) müjdelediği ve İbrahim’in (as) Kabe-i Muazzama’nın temellerini atarken gönderilişini zikrettiği o nebinin üzerine olsun. Allah’ın salât ve selâmı; O’nun ve ümmetlerin en hayırlısı olan tâbilerinin üzerine olsun. Ki, Allah onlar vasıtasıyla Arap olan ve olmayan bütün insanları mübarek kılmıştır.

Hamd; çocuk edinmemiş, mülkte ortağı ve hakimiyetinde yardımcısı olmayan Allah’a aittir. O’nu tekbir ile yüceltin. Hamd; kuluna kitabı indiren ve o kitapta hiç eğrilik bulundurmayan Allah’adır. Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber. La ilahe illa Allah, Vallahu Ekber. Allahu Ekber ve Allah’a hamdolsun.

Hamd Allah’adır ki O’na hamdederiz, O’ndan yardım dileriz ve O’ndan bağışlanma dileriz. O’na inanır ve O’na tevekkül ederiz. Nefislerimizin şerlerinden ve amellerimizin kötülüklerinden O’na sığınırız. Allah kime hidayet verirse onu saptıracak yoktur, kimi de saptırırsa ona hidayet verecek yoktur. Şehadet ederiz ki Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir ve O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ve şehadet ederiz ki Muhammed (sav) Allah’ın kulu ve Rasulüdür. Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter. Allah O’na çokça salat ve selam eylesin. Şüphesiz sözlerin en doğrusu Allah’ın kitabıdır ve yolların en hayırlısı Muhammed’in (sav) yoludur. Şüphesiz işlerin en şerlisi sonradan uydurulanlardır ve her sonradan uydurulan bid’attır. Ve bütün bidatlar dalalettir, dalalet ise ateşten bir parçadır.

İbadet, Sevinç ve Merhamet

Ramazan’ın sonuna geldik ve şimdi Allah’ın bize emrettiği ve kutlamamızı teşvik ettiği şeyi kutluyoruz. Allah’ın bize kutlamayı emrettiği böylesine güzel bir dine sahip olmak ne kadar güzel. Bu dinin, sahip olduğumuz talimatlarından biri de sevinç hissetmektir. Sadece bir emre itaat etmek, bir şeyden uzak durmak, bir şeye uymak, belli şeyleri yerine getirmek değil, bizzat sevinci de hissetmek. Çünkü Rabbimiz Allah Azze ve Celle bizden sadece itaat istemiyor. O, dengeli bir hayat yaşamamızı istiyor. O, sahip olmamız gereken her şeye sahip olmamızı istiyor.

Allah Azze ve Celle buyuruyor ki, O’nun aslında bizi yarattığı… Kur’an’da çok meşhur bir yer vardır, Zariyat Suresi’nde, Allah’ın şöyle buyurduğu:

وَمَا خَلَقْتُ ٱلْجِنَّ وَٱلْإِنسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ

(Ve mâ halaktü’l cinne ve’l inse illâ li ya’budûn)

“Ben cinleri ve insanları başka hiçbir amaçla değil, ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım.”

Fakat başka bir yerde de Allah şöyle buyurur:

إِلَّا مَن رَّحِمَ رَبُّكَ ۚ وَلِذَٰلِكَ خَلَقَهُمْ ۗ

(İllâ men rahime rabbük, ve li zâlike halakahüm)

(Hud, 119)

Bazı insanları müstesna tutuyor ve sonra buyuruyor ki; Allah’ın şefkat ve merhamet gösterdikleri vardır ve onları yaratma sebebi de budur.

Onları yaratmasının sebebi, onlara merhamet gösterebilmesiydi. Yaratılışımızın amaçlarından biri de budur, değil mi? Yani burada bir birleşim söz konusu. Aslında Allah’a ibadetimiz, Allah’ın şefkatinin hayatımıza girmesine yol açar. İbadetin faydası Allah’a gitmez. İbadetin faydası size ve bana gelir. Faydası aileme, rızkıma, kendi kişisel sağlığıma, psikolojik sağlığıma, manevi sağlığıma yansır. Bu, Allah Azze ve Celle’den bir hediyedir.

Allah Sizin İçin Kolaylık Diler

Şimdi, Allah bu ayın sonunda sadece kutlamamızı istemedi. Bize neden kutlamamız gerektiğinin sebebini de verdi. Bakara Suresi’ndeki Ramazan’la ilgili bu kısa ayetlerde; Allah, bu aydan çıkarken, tazelememizi istediğim birkaç kilit noktayı belirtiyor. Allah’ın söylediği bir şey şudur:

يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ ۗ

(Yürîdullâhu bikümü’l yüsra ve lâ yürîdü bikümü’l usr)

(Bakara, 185)

Buyuruyor ki, “Allah sizin için kolaylık diler. Sizin için zorluk dilemez.” Sizin için kolaylık diler. İşte bu ilk kilit nokta.

Sadece zor bir egzersiz, zor bir proje olan oruç tutmak değil, Ramazan ayı dışındaki herhangi bir zamanda oruç tutmaya çalışan insanlar, bunun Ramazan ayında olduğundan çok daha zor olduğunu söyleyebilirler. Allah, Ramazan’da diğer zamanlardan daha kolay kılar. Allah size sahip olduğunuzu düşünmediğiniz bir kabiliyet verir; sahip olduğunuzu düşünmediğiniz bir dayanıklılık verir. Pek çok insan, eğer sabah kahvelerini içmezlerse veya herhangi bir atıştırmalıklarını yemezlerse işlev göremezler, düşünemezler, çalışamazlar, toplantı yapamazlar, konsantre olamazlar; ve siz bütün bir ay rutininiz olmadan geçirdiniz ve iyiydiniz. O süre boyunca aynı derecede, hatta belki daha da üretkendiniz. Allah size zor göründüğünü, ancak onunla meşgul olduğunuzda Allah’ın yolu kolaylaştırdığını söyler. Ve bu aslında hayat için bir formüldür.

Allah’ın bize verdiği hayat formülü şudur: Dışarıdan bakıldığında Allah’a itaat etmek zor olacak gibi görünür, işleri zorlaştıracak gibi. Ama bir kez onunla meşgul olduğunuzda, aslında ne kadar kolay olduğunu göreceksiniz. Dışardan bakınca göz korkutucuydu. Belki üniversite öğrencilerinin çoğunun gayrimüslim arkadaşları vardır ve şöyle derler: “Bunu 30 gün boyunca nasıl yapıyorsun? Vay be dostum, bu harika.” değil mi? “Seni bütün ay boyunca hep bir çörek yerken görüyordum” ve mesele şu ki, dışarıdan bakıldığında inanılmaz derecede zor görünüyor.

Ama bu sadece oruç değil. Başka her şey için de geçerli. Allah’ın bize uzak durmamızı yasakladığı her şey. Dışarıdan öyle görünür. Bundan nasıl uzak duracaksın? Bu çok bunaltıcı. Ona duyulan arzu çok baskın. Çok erişilebilir, çok kolay. Bilirsiniz, çekiciliği çok güçlü. İnsan ondan nasıl uzak durabilir? Dışarıdan bakınca, uzak duracak gücüm yokmuş gibi görünüyor. Ama aslında:

يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ ۗ

(Yürîdullâhu bikümü’l yüsra ve lâ yürîdü bikümü’l usr)

‘Allah sizin için kolaylık diler’.

Sadece Allah’a biraz bağlılık gösterin, Allah da size işlerin nasıl kolaylaştığını gösterecektir.

وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ ۗ

(Ve lâ yürîdü bikümü’l usr)

“Sizin için zorluk dilemez.”

Ve Allah’ın ‘zorluk’ kelimesini kullanması ilginçtir, çünkü yine dışarıdan bakıldığında, Müslümanlar mahrumiyetle dolu bir din takip ediyormuş gibi görünür; başka insanların yaptıklarını yapamazsınız, başka insanların yediklerini yiyemezsiniz. Bilirsiniz, başka insanların eğlendiği gibi eğlenemezsiniz, değil mi? Bizim eğlencemiz helaldir, ki bu çoğu insana göre çok kısıtlı, çok zor anlamına gelir, değil mi? Ve Allah buyuruyor ki, Allah sizin için zorluk istemez. Bu ayrıca şu anlama gelir: Bizim o şeylerden uzak durmamız kolaylaşmakla kalmıyor, o işlere bulaşan insanların hayatları da bu yüzden zorlaşıyor.

Allah’a itaatsizlikleri yüzünden başlarına getirirler; alkol bir insanın hayatına zorluk getirir, uyuşturucu bir insanın hayatına zorluk getirir, zina, fuhuş bir insanın hayatına zorluk getirir, kumar bir insanın hayatına zorluk getirir. Bunların hiçbiri hayatı kolaylaştırmaz. Hepsi hayatı zorlaştırır, hepsi. Şeytan, Allah’ın emirlerine uymamanın hayatımızı kolaylaştıracağına, ve Allah’a itaat etmenin hayatı zorlaştıracağına ikna olmamızı ister. Ama Allah bize Ramazan’da bir şey öğretiyor: sadece bunu yapabilmekle kalmazsınız, aslında bunun hayatınıza kolaylık getirmesi amaçlanmıştır.

يُرِيدُ ٱللَّهُ بِكُمُ ٱلْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ ٱلْعُسْرَ ۗ

(Yürîdullâhu bikümü’l yüsra ve lâ yürîdü bikümü’l usr)

Sayıyı Tamamlamak ve Allah’ı Yüceltmek

Ve şimdi bu oruçları tamamladığınıza göre:

وَلِتُكْمِلُوا ٱلْعِدَّةَ ۗ

(Ve li tükmilü’l iddeh)

Bu arada, Allah birçok istisna tanır. Ramazan ayı ne kadar önemli olsa da, Allah ne dedi? Eğer yolculuktaysanız, başka bir gün kaza edin. Eğer hastaysanız, başka bir gün kaza edin. Bu kadar önemliyse neden bütün bu istisnaları tanıyor? Ayet şöyle başlamıştı:

شَهْرُ رَمَضَانَ ٱلَّذِىٓ أُنزِلَ فِيهِ ٱلْقُرْءَانُ

(Şehru ramadânellezî ünzile fîhi’l kur’ân)…

‘Ramazan ayı, Kur’an’ın indirildiği aydır.’

Bu oldukça yüksek bir mertebe. Ve sonra aynı ayetin ortasında:

وَمَن كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَىٰ سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِّنْ أَيَّامٍ أُخَرَ

(Ve men kâne merîdan ev alâ seferin fe iddetün min eyyâmin uhar)

‘Sizden kim hasta veya yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun.’

Sanki Allah hemen işleri kolaylaştırmaya başlıyor, değil mi? Yani Allah bize bunun katılık, merhametsizlik veya mantıksız beklentiler dini olmadığını bildiriyor. Allah sizin durumunuzu anlıyor. Allah istisnaları da biliyor.

O halde sizi bu düşünceyle bırakıyorum:

وَلِتُكْمِلُوا ٱلْعِدَّةَ ۗ

(Ve li tükmilü’l iddeh)

‘Sayıyı tamamlamanız için.’

Acele etmeyin ve sayıyı tamamlayın.

وَلِتُكَبِّرُوا ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ

(Ve li tükebbirullâhe alâ mâ hedâküm)…

‘Ve size hidayet etmesi üzerine Allah’ı tekbir etmeniz (yüceltmeniz) için.’

Bayram sabahına ve hatta önceki geceye bol bol tekbir getirerek başladık: اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ (Allâhü ekber allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber allâhü ekber ve lillâhi’l hamd) Bizim şu anda bunu söylememiz bile, Allah’ın buyurduğu bu ayeti yaşamaktır:

وَلِتُكَبِّرُوا ٱللَّهَ عَلَىٰ مَا هَدَىٰكُمْ

(Ve li tükebbirullâhe alâ mâ hedâküm)

Ama aynı zamanda bu ayeti bütün ay boyunca yaşadığımız için de.

Her susadığınızda ve içmediğinizde, her acıktığınızda ve yemediğinizde, siz ve ben aslında ne yapıyorduk? Açlığımızın, susuzluğumuzun ve iştahımızın daha küçük olduğunu ve Allah’ın daha büyük olduğunu ilan ediyorduk. ‘اللَّهُ أَكْبَرُ (Allâhü ekber)’i yaşıyorduk. Bunu bütün ay boyunca yaşadım. Bütün ay boyunca kendime ve Allah’a, Allah’ı kendimden daha üstün tutabileceğimi kanıtladım; Allah’ı kendimden daha öncelikli tutabileceğimi. Yani bu, Allah’ın bize kanıtlamasıydı.

Birisi kendi kendine dediğinde, ‘İslam’a uymak istiyorum,’ ‘Daha iyi bir Müslüman olmak istiyorum ama bu çok zor dostum,’ ‘Yapamıyorum işte.’ Ramazan’ın sonunda Allah der ki, “Yaptın işte.” Kendini, açlığını, susuzluğunu, yorgunluğunu geri plana attın ve bütün bir ay boyunca Allah’ı ön planda tuttun. Ve O, bunu bütün yıl boyunca senden istemiyor. O, bunu senden sadece bir ay istiyor. Ve bundan sonra senden çok daha azını istiyor. Ramazan’dan sonra senden daha fazlasını istemiyor, senden daha azını istiyor. Yani eğer bunun üstesinden gelebiliyorsan, diğer her şeyin de üstesinden gelebilirsin. Halledebilirsin.

Yani aslında bu, Allah’ın Müslümana yetenekleri ve Allah ile olan bağları konusunda verdiği bir özgüven aşısıdır. Ama sonra insanlar şöyle hisseder, ‘Eh, bilirsiniz, şeytanlar zincirlenmişti, Ramazan özel bir aydı,’ ‘Allah bize yakındı ve bilirsiniz, O’na bu yakınlığı hissedecektik,’ ‘Ama Ramazan bittikten sonra şeytanlar serbest ve şimdiden bunu hissedebiliyorum,’ ‘Bugün bazı kötü şeyler yapmak istediğimi biliyorum falan, bilirsiniz,’ ‘Yani, Allah ile bağlantı koptu, değil mi?’

Allah’ın Yakınlığı ve Doğru Yolu Bulmak

Ramazan ayetlerinin sonunda Allah’ın ne dediğine bakın. Şöyle buyuruyor:

وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِى عَنِّى فَإِنِّى قَرِيبٌ ۖ

(Ve izâ seeleke ibâdî annî fe innî karîb)

(Bakara, 186)

Ramazan’ı geride bırakıyorsunuz ve Allah diyor ki; “Kullarım sana, beni sorarlarsa bilsinler ki ben yakınım.” “Gerçekten yakınım”

أُجِيبُ دَعْوَةَ ٱلدَّاعِ إِذَا دَعَانِ ۖ

(Ücîbü da’veted dâi izâ deân)

“Her kim, ne zaman çağrıda bulunursa, çağrısına icabet ederim.”

Bu ‘ne zaman’ kısmı gerçekten önemli, çünkü Ramazan bitti. Ama Allah, ‘Ramazan’da, 27. gecede veya tek gecelerde cevap vereceğim’ ya da ‘şu özel saatlerde cevap vereceğim’ demedi. İnsanlar, bilirsiniz, şöyle bir düşünceye kapılır: ‘Şimdi du’a zamanı, şimdi du’a zamanı, bütün du’aları yapalım,’ çünkü bundan sonra Allah daha az dinleyecekmiş gibi, şu anda daha çok dinleyecekmiş gibi. O buyuruyor ki:

إِذَا دَعَانِ

(İzâ deân)

‘Ne zaman çağırırsan, ne zaman biri çağırırsa, hemen cevap veririm.’

فَلْيَسْتَجِيبُوا لِى وَلْيُؤْمِنُوا بِى لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

(Felyestecîbû lî velyü’minû bî leallehüm yerşüdûn)

‘O halde onlar da Benim çağrıma karşılık versinler ve Bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar.’

Ve bu bizi, sizinle paylaşmak istediğim o ayetin sonuna getiriyor: doğru yolu bulmak. Ramazan’ın tek amacı, Allah ile olan bütün gündemim, Allah ile olan bütün ilişkim tek bir şeyle ilgilidir. Biliyorum hepimiz hayatta bir şeyler istiyoruz. Aramızda biri evlenmek istiyor, biri daha iyi bir iş istiyor, biri bir aile sorununu çözmek istiyor, biri, bilmiyorum, birinden uzaklaşmak istiyor ya da her neyse. Hepinizin farklı türde sorunları var, değil mi? Ve hepimiz sorunlarımızı çözmek ve hayatımızı görmek istediğimiz yola sokmak için du’a ederiz.

Herkesin hayatı için bir hayali bir planı vardır ve Allah’ın bunu onlar için gerçekleştirmesini isterler, değil mi? Ama hepsinin, o şeyler gerçekleşse de gerçekleşmese de, işler istediğiniz gibi gitse de gitmese de, hepimizin istemesi gereken bir şey var ki, eğer ona sahipsek, diğer her şey yolunda demektir. Diğer her şey benim planıma göre gitmeyebilir, ama bir şeyin planın bir parçası olması gerekiyor, o da nedir? Ya Allah, beni dosdoğru yola ilet.

لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

(Leallehüm yerşüdûn)

Beni dosdoğru yola ilet.

Yani sorunum hala orada olsa bile, sorunum yüzünden yanlış yöne sapmadım. Hala zorluklardan geçiyor olsam da yanlış yöne sapmadım. Kendimi doğru yolda tuttum. Ramazan’ın bütün amacı budur: sorunlarımızı çözmek değil, zorluklarımıza rağmen, sorunlarımıza rağmen yine de dosdoğru bir yolda yürüyecek olmamızdır.

Sağa sola sapmayacağız, duygularımızın bizi kontrol etmesine izin vermeyeceğiz, arzularımızın bizi kontrol etmesine izin vermeyeceğiz, açgözlülüğümüzün, öfkemizin, kinimizin, kırgınlığımızın, intikam ihtiyacımızın veya içinizde taşıdığınız her ne ise, üzerinizde ağır olan her ne ise, onun sizi kontrol etmesine izin vermeyeceksiniz, doğru yolda olacaksınız.

لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ

(Leallehüm yerşüdûn)

İşte bu hem kendim hem de hepiniz için duamdır; bu Ramazan’dan çıkıp, daha iyi bir umut ve donanımla kutladığımız bu günde, doğru yolda olabilelim, Allah’ın bizden istediği gibi bir hayat yaşayabilelim ve Allah’ın söylediğine uygun yaşayabilelim:

فَلْيَسْتَجِيبُوا لِى

(Felyestecîbû lî)

‘O halde onlar da Benim çağrıma karşılık versinler.’

اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ (Allâhü ekber allâhü ekber lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber allâhü ekber ve lillâhi’l hamd)