Hesap günü geldiğinde, o ünlüler ve zenginler orada dururken, takipçileri karşılarına çıkar ve şöyle derler: “Hayatımız boyunca seni takip ettik. Söylediğin her şeyi dinledik. Paylaştığın her videoyu, her podcast’i, her tiktok’u, her tweet’i, her paylaşımı… Senin en büyük hayranlarındık! Bize yardım eder misin?” Bir zamanlar peşinden gidilen o zenginler ve ünlüler, hesap günü bir açıklama yapacak.
Bir Ünlüyle Sohbet
Şimdi, bu konuya gelmişken size ilginç bir hikaye anlatayım: Bir ülkedeydim, ülkenin adını vermeyeceğim ve birkaç ünlüyle tanıştım. Bunlar, hani 100 bin ya da 200 bin takipçisi olan ünlüler değildi. Belki internette 30 ya da 40 milyon takipçileri vardı. Bazı durumlarda 100 milyon takipçi ve bu oldukça büyük. Bazıları da filmlerde rol aldı. Yani onlar erkek ve kadın oyunculardı.
Onlardan biriyle konuşuyordum. Kendisi aşırı popüler. Ülkesindeki kızlar ona bayılıyorlar. Yani onun için ölüyor gibiler. Bilirsiniz, fotoğrafları duvar kağıtlarında ve daha bir sürü şey yapıyorlar. Ayrıca bir sürü reklam anlaşması var ve çok ünlü.
— Bana, “Bir dakika konuşabilir miyiz?” dedi.
— Ben de “Elbette, konuşalım.” dedim.
— Dedi ki: “Gerçekten bunalmış ve mutsuz hissediyorum. İçimde bir boşluk var gibi.”
— “Neden kendini boş hissediyorsun?” dedim. “Senin gibi olmak isteyen yüz milyonlarca insan var. Hayattaki en büyük hayalleri, senin yerinde olmak. Sen ise bunalmışsın ve mutsuzsun. O milyonlarca kızın istediği her şeye sahipsin. Hepsi sende var. Niye mutsuzsun?”
— Dedi ki: “Bunların hepsi sahte. Anlamsızlar, bana hiçbir şey katmıyorlar. Hiçbir mana ifade etmiyor. İnsanlar bu konumda olmanın kusursuz olduğunu düşünüyorlar. Buraya gelene kadar ben de kusursuz sanırdım. Buraya gelince fark ettim ki, gerçek arkadaşın yok. Herkes seninle sadece konumun için ilgileniyor. Artık hiç kimse seni bir insan olarak bile görmüyor. Kimse artık gerçek benliğini umursamıyor. Konuştuğun hiç kimseyle gerçek bir sohbet bile edemezsin.”
Çünkü ne zaman bir arkadaşıyla konuşup, onunla özelini, bir üzüntüsünü veya hayatındaki bir olayı paylaşsa; o arkadaşı hemen arkasını döner ve “Bak ne öğrendim biliyor musun? Çok özel bir dedikodu kaptım. Bu ünlü hakkında elimde dedikodular var! Bana özelden maille, mesajla her şeyi anlatmış!”
O kız artık kimseyle bir şey paylaşamaz hale geliyor. Çünkü biliyor ki kime konuşsa anında başkasına yetiştirecek. Çünkü ellerinde bu ünlüyle ilgili ‘içeriden bir bilgi’ olursa viral olacaklar, değil mi? Yani herkes onun yanında sırf ondan faydalanmak için bulunuyor. Onu insan yerine bile koymuyorlar.
İşin aslı buydu. Dışarıdan bakınca her şey mükemmel duruyordu. Ama yakından bakınca…
— “Hiç gerçek arkadaşın var mı?” diye sordum.
— O da “Yok, hiç gerçek arkadaşım yok.” dedi.
— “Peki, hiç kimseye güveniyor musun?” dedim.
— “Artık anne babama bile güvenmiyorum.” dedi.
İşte bu kadar şüpheci hale gelmişti yani.
Mesele şu ki: bu insanlar dışarıdan bakınca her şeyleri varmış gibi duruyorlar ama aslında hiçbir şeyleri yok. Görünürde peygamberler sanki şöhretleri yokmuş, paraları yokmuş, hiçbir şeyleri yokmuş gibi görünür ama aslında her şeye sahiptirler. Asıl her şeye sahip olanlar onlar.
Hesap Günü: Hakikat Günü
Bu hâl bu dünyada hep böyle sürüp gidecek. Dünyadaki insanların pek çoğu, her hâlükârda ünlüleri ve zenginleri takip edecek. Çocuklar, yetişkinler… aklınıza kim gelirse. Nihayetinde, vakti geldiğinde hayatımız son bulacak ve kendimizi Allah’ın huzurunda bulacağız.
Bugünkü hutbemde okuduğum Arapça kısımda, Bakara Suresi’nden bir ayet okuyordum (2:166). Allah orada, o ünlülerin ve zenginlerin peşinden gidenlerin başına neler geleceğinden bahsediyor. Çünkü hesap gününde herkes bir araya toplanacak, değil mi?
Hesap gününde artık ünlü değilsindir. Etrafında korumalar yok. Sahnenin üstünde değilsin ve herkes seninle konuşmaya çalışmıyor. Sen de herkes gibi sıradan birisin. Herkes eşit, herkes aynı anda o büyük yüzleşmenin içinde. Artık milyarder değilsin. Paran gitti, araban gitti, korumaların gitti. Her şey gitti. Sen de herkes gibi sıradan bir insansın.
Hesap günü geldiğinde, o ünlüler ve zenginler orada dururken, takipçileri karşılarına çıkar ve şöyle derler: “Hayatımız boyunca seni takip ettik. Söylediğin her şeyi dinledik. Paylaştığın her videoyu, her podcast’i, her tiktok’u, her tweet’i, her paylaşımı, hepsini… Ne söylediysen hepsini takip ettik. Senin en büyük hayranlarındık! Bize yardım eder misin? Çünkü senin gibi görünmek için senin gibi giyindik. Senin gibi olmak için senin gibi konuştuk. Bütün şarkıların ezberimizde. Bunları yaptık. Senin gibi giyinip, senin gibi konuşup, senin gibi davrandık. Bütün ücretli aboneliklerini aldık.” Gibi gibi şeyler…
إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا
(İz teberreellezînettubiû minellezînettebeû)
(Bakara, 166)
Bir zamanlar peşinden gidilen o zenginler ve ünlüler, hesap günü bir açıklama yapacak. Hesap gününe aynı zamanda (يوم الحق) “hakikat günü” denir. Bunu unutmayın. Ne günü? Hakikat. Bu ne demek biliyor musun? Şu an bir şeyin hakikat olduğunu sanıyorsun ama onun asıl hakikatini hesap gününde göreceksin. Şu an her şeye sahiplermiş, takip edilmeye değerlermiş gibi görünüyorlar. Hakikat günü olan hesap gününde ne olacağını gör.
Bütün takipçileri çıkıp gelecek ve: “Bize yardım edebilir misiniz? Biz sizinleyiz. Değil mi? Biz sizinle beraberiz.”
إِذْ تَبَرَّأَ ٱلَّذِينَ ٱتُّبِعُوا
(İz teberreellezînettubiû)
(Bakara, 166)
Bir zamanlar peşinden gidilenler o gün diyecek ki…
مِنَ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوا
(Minellezînettebeû)
(Bakara, 166)
Tüm o takipçileri hakkında şöyle diyecekler: “Bizim bu insanlarla hiçbir ilgimiz yok. Bu insanların kim olduğunu bile bilmiyorum. Umurumda bile değiller. Onlardan nefret ediyorum. Lütfen beni bu insanlardan uzaklaştırın!” İşte o ünlüler söylüyor.
Onlar dünyadayken şöyleydiler: “Selam millet, beğenmeyi ve abone olmayı unutmayın. Sizi seviyorum. Siz olmasaydınız buralara gelemezdim. Hayranlarımı çok seviyorum, falan filan. Sizin için buradayım…” Sana öyle hissettirmek için her türlü sevgi ve sadakat gösterisini yaparlardı; sonra şarkılar, videolar, müzikler falan yaparlardı ve tüm hayranları da derdi ki:
— “Söylediklerinde kendimden bir şeyler buluyorum, sanki tam olarak beni anlatıyorsun!”
— “Evet, biliyorum. Sizi seviyorum çocuklar! Öpücükler!”
Ama hesap gününde: “Bu insanlarla hiçbir ilgim yok. Kim olduklarını bilmiyorum!”