Günah işlemek… Hepimiz de günah işleriz. Günah işlediğimizde ilk başlarda cezalandırılmaktan korkuyoruz. Değil mi? Çünkü günah, cezayı gerektirir. Kıyamet günü hesabı sorulur. Aleyhimize işlenen bir kayıt olur ve sonrası cehennem azabı.
Ama ne biliyor musunuz? Günahın çok daha kötü bir şeye sebep olur. Azaptan bile daha çok zarar veren bir şeye. Günah kalbimi katılaştırır. Allah’ın varlığını kalbimde eskisi gibi güçlü hissedemem. Günah beni duyarsızlaştırır. Şey gibi, hani anestezi alınca bir şey hissetmezsin ya. Günah işleyince namazımda hiçbir şey hissedemiyorum. Günah işleyince dua okurum ama gerçekte bir şey hissetmem. Günah işleyince Kur’an okurum ama yine bir şey hissetmem. İşte bu Allah’ın kendisinden uzaklaşmaktır. Allah ile arada mesafe olması.
Gerçekten eğer bunu özümserseniz işte o zaman günaha bakışınız değişir. Şey gibi, “Ben bu yakınlığı kaybedemem.” Eğer bunu bir kere hissederseniz…
Hayatınızda, Allah’a hiç olmadığı kadar yakın hissettiğiniz zamanlar olmuştur. Hatta şimdi bile o anı hatırlayabilirsiniz. Neredeydiniz, neye bakıyordunuz, hangi duygularla gözyaşı döktünüz… O an kalbinizin derinliklerine işlemiş. Aslında birine aşık olduğunuz an, bebeğinizi ilk gördüğünüz an ya da düğün gününüz gibi anılar biraz bulanık.
— + Ah nasıl hissettiğimizi hatırlıyor musun?
— Hayır, pek değil.
— + Doğduğum zamanı hatırlıyor musun?
— Evet, şey, hastaneyi falan hatırlıyorum.
O hisleri hatırlamazsınız. Ama Allah’a yakın olma duygusu… Ooo… Belki geçen ramazanda bunu hissettiniz, belki umre yaparken hissettiniz, belki hutbede falan hissettiniz. Ne zaman olduğunu siz biliyorsunuz. O duygu… İşte bu Allah’a nihai yakınlık duyduğumuz an. Hatta bu duygu cennete duyduğumuz arzuyu bile gölgede bırakır. Çünkü bu duygunun içinde ödül ve “tamanine” (güven, rahatlama, kaygılardan kurtulma) vardır. Öyle bir huzur vardır ki hiçbir şey ile kıyas edilemez.
ال ِّسْدَر َما يَ ْغ َشى َة إ يَ ْغ َشى ِ ْذ
(İz yağşes sidrete mâ yağşâ)
(Necm, 16)