Allah’ın içimize üflemiş olduğu, meleklerin secde ettiği ruhumuzu anlamıyoruz. Melekler ona secde etti dostum veya ondan dolayı secde etti ve biz de gelmiş “Çaresizim, karar veremiyorum, ne yapacağımı bilmiyorum.” diyoruz. Çaresiz değilsin, son derece güçlüsün.
Kur’an Haftası / Soru-Cevap
— Esselamu aleyküm. Allah’ın hayatımızdaki her şey üzerinde mutlak kontrole sahip olduğundan ve bunun içerisinde bize bir miktar kontrol verdiğinden bahsettiniz. Ünlü bir İslam filozofu ve şair var ve Urduca şöyle diyor: Yani kendi kitabının yazarı olma fikri ve onun birçok çalışması hudi konsepti etrafında dönüyor.
— İkbal, evet.
— Bu bir bakıma mantıklı geliyor çünkü biliyorsunuz ki İslam’ın gelişinden sonra Müslümanlar… her yerde altın çağ vardı. Bence bu İslam, Müslümanlara gerçekten bir tanınma duygusu, bir amaç ve kimlik verdiği için ve biz bu dönemde, bu çağda kesinlikle önceden kontrolümüz altında olan bazı şeyleri kesinlikle kaybettik. Ama diyelim ki kontrolümüzde değiller, belki de bunu ‘takdir’ meselesi olarak düşünmeliyiz. Yani hocam sorum; Kur’an’ın aydınlatmasıyla beraber kontrolümüzde olanları ve olmayanları düşünerek bu dengeyi nasıl geri getirebileceğimiz.
Doktor Muhammed İkbal ve Benlik Kavramı
Doktor Muhammed İkbal’i gündeme getirmene gerçekten çok sevindim. Çünkü o benim en çok etkilendiğim kişilerden birisi ve onun şiirleri, felsefesi hatta İngilizce çalışmaları bile… Onun İngilizce çalışmalarına ilgi duyanlar için ‘İslam’da Dini Düşüncenin Yeniden İnşası’ isimli bir makale yazdı. Felsefeye eğilimli ve ağır okumalara alışık olanlarınız için ilgi çekici olabilir, bu oldukça ağır bir okuma olur. ‘İslam’da Dini Düşüncenin Yeniden İnşası’.
Her neyse, onun vurguladığı en önemli noktalardan birisi de Allah’ın insana Kur’an’da verdiği şey; “yüceltilmiş bir benlik duygusu” ki bu kibirden farklı. Yani onun hudi, benlik kavramı aslında kendine saygı duymak ve Allah’ın ruhu ne kadar onurlandırdığı. Bu dünyadaki çabalarımızla ortaya çıkan her şey, bundan; yani Allah’ın insan ruhuna verdiği güçten kaynaklanıyor.
Bence sen gerçekten tam doğru noktaya değindin. Dünya çapında Müslümanlar çaresizlik davranışını benimsediler, benimsedik. “Ne yapabiliriz? Sadece dua edebiliriz, ne yapacağız? Hiçbir şey yapamayız, biz bölünmüşüz, biz şuyuz buyuz…” Biz kendimize bu çaresiz, yolunu kaybetmiş… Bir zamanlar muhteşem günler yaşıyorduk, şimdi hepsi geride kaldı ve geri gelmeyecek vs.
Onun argümanı aslında Kur’an’dan esinlenmiştir. İlk olarak, kim olduğunun ve gerçek kapasitenin farkına var. İlk önce kendi kendini gerçekleştirmen ve farkına varman ve Allah’ın sana bu gücü kelamıyla vermesi; işte bu herhangi bir milletin yeniden dirilişi için olan ilk adımdır. Artık benliğimizi geri kazanmamız gereken o aşamadayız.
Sahte Tevazu ve Özgüven
Bu konuyla ilgili en sevdiğim ayet Haşr Suresi’nden:
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنْسَاهُمْ أَنْفُسَهُمْ
(Ve lâ tekûnû kellezîne nesûllâhe fe ensâhum enfusehum)
“Allah’ı unutanlar gibi olmayın, Allah da onlara kendilerini unutturdu.”
‘Kendilerini unuttular’ ne anlama geliyor? İçlerinde olan o muazzam hakikati unuttular. Yani eğer Allah’ı takdir edemediyseniz, bu kaçınılmaz olarak kendinize de değer verememenizle sonuçlanır ve bu iki şey aslında birbirleriyle bağlantılıdır.
Şu anda bozulmuş bazı Müslüman kültürlerde olan şey şu: Eğer Allah’ı yüceltiyorsan, bu ne anlama geliyor biliyor musunuz? Değersizsin, işe yaramazsın, eziksin, fakirsin, garipsin, miskinsin, günahkarsın ve dahası. Ve bütün bunlar Allah’ı çok sevdiğin için, ortada bir sahte tevazu var. Ben tevazuya inanıyorum ama sahte tevazuya inanmıyorum. Kendini küçümsüyorsun; namazların yeterince iyi değil, duaların yeterince iyi değil, çok günahın var… İstiğfar et ama Allah insanların utanç içerisinde yaşamalarını istemiyor. İstiğfar et ve devam et. İstiğfar et ve devam et.
وَاسْتَعْمَرَكُمْ فِيهَا
(Vesta’merekum fîhâ)
(Hud-61)
Bu dünyayı imar etmenizi istiyor, gelişmenizi istiyor. Yani bu seviyede bir özgüvenin yeniden kazanılması gerekiyor ve ben de inanıyorum ki Allah subhanehu ve teala ile ve İslam ile olan kendi ilişkimi düşününce, bunun direği Kur’an olmuştur. Kur’an çalışmak dünyada yaşanan değişimlere karşı benim dengede kalmamı sağladı.
Odaklı Tavsiye İstemek ve Amaç Sahibi Olmak
Ve insanlar bana gelip dünyada neler olduğuna ya da ne hissettiklerine dair sorular sorduklarında hep kendime sorarım. İnsanlar bana gelip ‘Hocam bana bir tavsiye ver, bana sadece tavsiye ver’ diyorlar. Delikanlıya bu sorudan rahatsız olduğumu söyledim ve bundan rahatsız olmamın birçok nedeni var. Eğer seni tanımıyorsam ve sen bana gelip “Bana tavsiye ver.” diyorsan, bu olabilecek en boş şey.
Biliyorum ki hayatımın herhangi bir yaşında, çok şey bilsem de bilmesem de, hiçbir yaşımda asla rastgele hayranlık duyduğum birisine, bir alime, hatibe, öğretmene, herhangi birisine gidip “Bana nasihat etmene ihtiyacım var.” demezdim, bunu yapmazdım. Bunu birçok sebepten yapmazdım. Birincisi, beni tanımadıklarını biliyorum, nasıl bana tavsiye verebilirler? Ve neden tavsiyenin kendisi, onların aslında yaptıkları ve benim faydalandığım işleri olmasın ki? Neden bana özel hazırlanmış, kendimi iyi hissetme deneyimim için kişiselleştirilmiş bir şeye ihtiyacım var? “Çünkü diğerleri herkes için, ben sadece bana özel bir şey istiyorum.” Ve bu tür… Aşağılamak için söylemiyorum ama bu çok yaygın, bu aralar bu çok yaygın.
Aslında bu benimle ilgili bile değil. Allah’ın kelamı gibi yüce bir şeyi çalışıyor olabilirsin ama en sonunda yine de “Evet ama peki ya ben? Sadece bana özel bir şey istiyorum.” Bu ne biliyor musunuz? Bu bir çeşit istisnacılık, değil mi? Sanki Allah’ın kelamının bu gücü yokmuş gibi. Bu zihniyeti yıkmak istiyorum.
Bunun diğer yönü de benimle ilgili. Hakkında hiçbir şey bilmediğim birisine ne diye tavsiye vereyim? Bu gerçekten kendini beğenmişlik, kibirlilik ve ukalalık olurdu. Sana diyorum delikanlı: “Şunu yap…” Ne!
Ama biri gelip, “Kur’an’ı sistemli bir şekilde çalışmak için tavsiyene ihtiyacım var. Arapça öğrenmeye çalışıyorum, ne yapmalıyım? Zaman yönetimiyle ilgili bazı konularda tavsiyene ihtiyacım var.” diyebilir. Ama “Zamanımı nasıl kontrol edeceğim, ne yapacağımı bilmiyorum.” şeklinde değil; “Şu iki şey üzerinde çalışıyorum, vaktimi bu ikisi arasında nasıl verimli bölebilirim? Bunun için hiç tavsiyen var mı?” Sorunuz ne kadar odaklıysa, bu bana ne gösteriyor biliyor musunuz? Ne kadar amaç sahibi olduğunuzu gösteriyor. Hedefe yönelik bir tavsiye istediğinde bu zaten bir amacın olduğunu, net olduğunu, bir şey için mücadele ettiğini ve sadece küçük bir desteğe ihtiyacın olduğunu gösteriyor. “Lütfen beni motive et.” değil.
Tevazu ve Özgüven Dengesi
Hayır, hayır, bunun gitmesi gerekiyor. Bu, kendimizi gerçekleştirememiş olduğumuzun en açık kanıtıdır. Kim olduğumuzu görmüyoruz. Allah’ın içimize üflemiş olduğu, meleklerin secde ettiği ruhumuzu anlamıyoruz. Melekler ona secde etti dostum veya ondan dolayı secde etti ve biz de gelmiş “Çaresizim, karar veremiyorum, ne yapacağımı bilmiyorum.” diyoruz. Çaresiz değilsin, son derece güçlüsün!
Allah’a karşı mütevazi ol ama Allah’ın sana verdiği şey ile özgüvenli de ol. İkisi beraber olabilir, aynı zamanda hem mütevazi hem de özgüvenli olabiliriz.
Yusuf Aleyhisselam ile ilgili bir ders verdim. Kur’an’daki en mütevazi kişilerden birisi ama yine de oldukça özgüvenli. “Beni ekonomi bakanı yapın.” diyor. Neden beni yapın diyor? Politika, finans ve yöneticilikte 30 yıl tecrübesi olan var; onun 30 yıl tecrübesi ne? Hapishane hücresi mi? Ve o orada durup “Bu işi yapabilecek kişi benim, işi bana verin.” diyor. İşte buna özgüven denir, değil mi? Peygamberlerin mütevazi olmadıklarını asla düşünmeyiz.
ذَلِكَ مِنْ فَضْلِ اللَّهِ عَلَيْنَا
(Zâlike min fadlillâhi aleynâ)
(Yusuf 38)
Bu Allah’ın bize bir lütfu, benim değil, Allah’ın lütfu.
Bu ikisi beraber olmalı. Tevazu da geri gelmeli, özgüven de geri gelmeli. Bence sahte tevazu, kibirden başka bir şey değildir. “Ben çaresizim, ben çaresizim.” diye ağlamak negatif narsistliktir. Bu sadece “Lütfen bana ilgi gösterin, bana yardım edin çünkü ben özelim, özel yardıma ihtiyacım var.” demektir.
Hayır, o kadar özelsin ki Allah senin için Kur’an’ı indirdi, bu kadar özelsin. O kadar özelsin ki Allah içine ruh yerleştirdi, süper özelsin. O kadar özelsin ki; Allah yaptığın her şeyi izliyor, sen o kadar önemlisin! Yani daha fazla ayrıcalığa ihtiyacın yok, bu senin için yeterli.