Çünkü sadece konuşmak istiyordum. Dedim ki: “Bu ayetten alıntı yaptın ama bir sonraki ayet ve ondan sonraki ayet ve ondan sonraki ayet ve ondan sonraki ayet, senin çıkardığın sonucun tam tersi.” Ve onlar da: “Evet… Hayır, senin yanlış anlamanı düzeltmek için daha kıdemli bir abiye ihtiyaç var.” Tamam… Birçok defa kendimi bu durumda buldum.
Sonra anladım ki, en iyisini alıp… Mesele şu ki; farklı gruplarda sadece eleştiri görmedim, onların yaptıklarından da istifade ettim. Her birinden çok istifade ettim. Ama şu temel eltelektüel boşluğu gördüm ki; Allah’ın kitabı hak ettiğini almıyordu, ben böyle hissetmiştim. Çünkü o ilk deneyimde Allah’ın kitabı merkezdeydi ve bunun bir çeşit etkisi oluyordu ve şimdi bu yoktu.
Dürüstçe söyleyeceğim ki; entelektüel olarak yeterince ikna edici değildi, yeterince doyurucu değildi. Çünkü ben “Hey, ben sadece daha iyi bir Müslüman olmak istiyorum.” diyerek yaklaşmıyordum. Hayır, bir şeyi yeni kabul edercesine ama tüm kalbimle inanmak istiyordum ve Kur’an’ın bu merkezi konumu…
Gruplar, Cemaatler ve Proaktif Öğrenme
— Maneviyatın yok olmaya başladığını söyleyebilir miyiz?
— Evet, evet.
— Manevi boyutu biraz daha soğuk ve bulutlu olmaya mı başlamıştı?
— Kesinlikle, kesinlikle.
— Maşallah, Kur’an’a çok iyi çalışmışsın. Bu şu ayetle uyumlu mudur?
وَلَا تَنَازَعُوا فَتَفْشَلُوا وَتَذْهَبَ رِيحُكُمْ
(Ve lâ tenâzeû fe tefşelû ve tezhebe rîhukum)
(Enfal-46)
Yoksa başka bir şey mi?
— Bence:
كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
(Kullu hizbin bimâ ledeyhim ferihûn)
(Rum-32)
Bence “her grup kendisinde olanla mutlu”.
— Tamam.
— Bu, Allah’ın dinine hizmet etmekten daha çok bir grubun kimliğini ve belirli bir düşünce biçimini muhafaza etmesi gibi. Niyet Allah’ın dinine hizmet etmek olsa bile, Allah’ın dinine hizmet etmenin yolu cemaatimizi muhafaza etmektir şeklindeydi. Ve bunların bir kısmı gerçekten çirkinleşmişti, çünkü onların birbirleri hakkında nasıl konuştuklarını görüyordum. Şöyle diyen bir kitap var:
أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ
(Ezilletin alel mu’minîn)
(Maide-54)
Müminlere karşı son derece alçak gönüllü ve güçsüzdürler ki aralarında kardeşlik ve sevgi vardır. Ve sonra farklı gruplara gidiyorsunuz ve birbirlerine karşı son derece kindar ve saygısız ve diğerlerine karşı alaycılar. Ve bu kitaba inanıp da nasıl böyle davranabildiğimizi anlayamıyorum, bunu bağdaştıramıyorum. Ama elhamdulillah bu yolda tanıştığım…
— Bunu nasıl çözdün?
— Çok fazla bağlanmaktan bir kol boyu kadar uzakta durdum. Birçok farklı kişiden istifade ettim ama kendi yolculuğuma odaklanmaya devam ettim.
Başka bir bakış açısı şu: Birçok kişi İslam’ı öğrenirken diğerlerinde neyin yanlış olduğunu öğreniyor. Müfredat çoğunlukla “Neden biz doğrusunu söylüyoruz da, onlar neden yanlış şeyi söylüyorlar?” üzerine kurulmuş. Aslında bu bir çeşit reaksiyonel bir müfredat.
— Sen bu dili öğrendin, bu yaklaşımı öğrendin ve birisinden bu yaklaşımı duyduğun anda “tamam ben yokum” mu yoksa…
— Siz bana neden şu şu yanlıştır diye öğretiyorsunuz ama ben aslında Allah ne diyor onu öğrenmek istiyorum. Onların söylediği yanlışları ve neyin doğru olduğunu değil… Bir hatayı düzeltmek yerine, kimin yanlış olduğuna bakmadan neyin doğru olduğunu öğrenmek istiyorum. Bu proaktif bir öğrenme biçimi, reaktif değil. Bunu bulmak gerçekten zordu, proaktif öğrenmeyi bulmak gerçekten zordu.
Bütün bu yerlerden öğrenmeye devam ettim ama temelde proaktif olarak Allah’ın kendi sözlerini öğrenmeye odaklanmak istiyordum. Gerçekten başka kimseyi yargılamadan, O’nun ne söylediğini öğrenmek ve bu alanda ilerlemeye devam etmek istiyorum. Bu konuda bana kim yardımcı olacaksa, nereden bana yardım gelecekse kabul edeceğim.
— Temeller aslında ortada ve elhamdulillah dinin temellerinde bir anlaşmazlık yok.
— Evet.
— Siz şimdi gruplar hakkında konuşuyorsunuz, bu Peygamberimizin (s.a.v) şu hadisini destekliyor. İngilizce söyleyim: “Allah katında amellerin en hayırlısı az da olsa devamlı olanıdır.” Yani çok değil de az olan. Her şeyi takip etmeye çalışsan yolunu kaybedersin. Az ama temel ve güçlü manevi bir şey varsa ve bunda bir anlaşmazlık yok ve bunu takip eder ve mükemmel hale getirirseniz, inşallah çok fazla dallara ayrılmaktan iyidir.
Ciddi Bir Kur’an Talebesi Olmak
— Evet, diğer bir mesele de; öğrenebilir ve öğrenmeye devam edebilirim. Söylemiştiniz, ben Kur’an’a çok çalıştım ve Kur’an çalışmaya daha yeni başlıyormuş gibi hissediyorum. Şimdi Kur’an çalışmak eskiye göre çok daha fazla gözümü korkutuyor.
— Bu alanda çok derine inmeden hadi biraz geri dönelim. Hadi Nouman hocam Kur’an’a geri dönelim. Diyordunuz ki; sizin Kur’an çalışmalarınız birçok insanda sizin seviyenize ulaşma arzusu uyandırıyor. Sizi dinleyip “Maşallah ne seviyeye gelmiş.” ve siz ne diyorsunuz? Diyorsunuz ki: “Derin bir okyanusta gibi hissediyorum, nerede olduğumu bilmiyorum.”
— Kur’an hakkında bir şeyler bildiğimi biliyorum. Birçok şeyde ise daha çok yüzeysel bilgim olduğunu biliyorum ve çok çalışmam gerektiğini de biliyorum. Bilmediğimi söylemekte bir sakınca görmüyorum. Hiçbir zaman bir çeşit Kur’an alimi olduğumu iddia etmeyeceğim. Ciddi bir öğrenci olduğumu söyleyebilirim, bunu söyleyebilirim. Ciddi bir Kur’an talebesiyim. Ciddi olarak neye çalışmışsam paylaşmaya çalışıyorum.
Allah’ın kitabı Kur’an’da tonlarca çalışma alanı var ve sonra siyer ve şeriat gibi Allah’ın kitabı ile bağlantılı her şey… Bunları daha önceden anlamış, öğrenmiş gibi bir önyargı ya da varsayımda bulunmuyorum. Temiz bir sayfa açıp hiçbir şey bilmiyormuş gibi bu ayetle ilgili tüm sorularımı Allah’a yöneltiyorum. Bu sure ve sonra bu ayetle ilgili tüm sorularımı Allah’a yöneltiyorum: “Bilmem gerekiyor Allah’ım, bunu anlamıyorum.”
— Oturup Allah’a dua ediyorum mu demek istiyorsunuz?
— Dua ediyorum ve sorularımı kaydediyorum.
Kur’an’a Nasıl Yaklaşmalıyız?
— Nouman hocam, sıradan bir insana Kur’an’a nasıl yaklaşmasını tavsiye edersiniz? Çünkü birçok kişi Arapçayı o kadar iyi bilmiyor. Tabii ki, manaların birçok yorumu ve tefsiri var. İngiliz dünyasında Mevdudi’yi ilk beşte sayabilirim, belki sizde durum farklıdır, ama…
— O muhteşem.
— Yani benimle aynı fikirdesiniz.
— Kesinlikle.
— Sıradan insanlara Kur’an’a nasıl yaklaşmalarını tavsiye edersiniz? Onların içerisindesiniz, seviyelerinin farkındasınız, toplumu ve topluluğu anlıyorsunuz. Hepsi Arap değil ve Arapça bilmiyorlar. Bize ne gibi küçük tavsiyeler verebilirsiniz? Kur’an’a yaklaşmak için anlamasak bile her gün okumayı mı tavsiye edersiniz? Zorlansak bile Arapça öğrenmemizi mi tavsiye edersiniz? Her gün küçük bir sure veya küçük bir ayet bile olsa tefsir okumamızı mı tavsiye edersiniz? Kur’an’a nasıl yaklaşmalıyız?
— Bana faydası dokunan yaklaşım dışında bir şeyi tavsiye etmekte zorlanıyorum, çünkü diğer yaklaşımları denedim. Meal okumayı denedim ama bağlantı kuramadım. Ve bazıları yapabilir, deneyimimin herkese empoze edilmesi gerektiğini söylemiyorum. Ama biliyorum ki; yeterli sayıda insanla konuştuktan sonra, meal ile ilgili zorluk; Kur’an’ın argümanlarının nasıl aktığını, neden tekrar ettiğini, surelerin sıralarını anlamak. Standart bir kitapta sormayacağınız ama Kur’an’da kesinlikle soracağınız edebiyatla ilgili birçok soru var. Meal bu soruları ortada bırakacaktır.
Ve elimizdeki tefsirler ise… Mevdudi’nin Tefhim-ul Kur’an‘ı gibi Kur’an’ı İngilizce olarak anlamaya yönelik eserler, ki bunlar bence harika. Tefsirler de bir ayete, onun anlamına ve yorumlarına ve o ayet etrafındaki görüşlere o kadar odaklanıyor ki, okurken akışı kaybediyorsunuz. Bir meyve bahçesine baktığınızda ve bir çiçeğe çok yakından baktığınızda, bunun bahçenin bir parçası olduğunu gözden kaçırıyorsunuz.
Aslında tavsiyem bireyler için değil, dünyadaki topluluklar ve imamlar ve davetçiler için. Ve onlara tavsiyem, kendi cemaatlerine her Ramazan’da, sadece Bakara, sadece Al-i İmran veya sadece Nisa suresi bile olsa kısa bir meal ve açıklama vermeleri. Her Ramazan’da cemaat Kur’an’dan bir miktar daha anlıyor olsun. Bence bana faydası olduğu kadar onlara da olabilir.
— Temelde, cemaati mescitle ve cemaatle bağlantılı olmaya teşvik ediyorsunuz, çünkü buradan öğrenilebilir.
— Evet ve bunu yapmak için en iyi zaman Ramazan.
— Her gün okuyabildiğiniz kadar okuyun.
— Bence Kur’an okumak kalpleri Kur’an ile bağlıyor, ezberlemek kalpleri Kur’an ile bağlıyor. Anlasanız da anlamasanız da bu onun temel haklarından birisi.
— Hepimiz Kur’an’daki her şeyi anlamıyoruz ama bir kelime yapışıp kalabiliyor ve hayatınızda tam ihtiyacınızın olduğu bir anda size yardıma geliyor.
— Evet.