— Sorum şu: Çevremde namaz kılmayan, temel İslami gereklilikleri yerine getirmeyen, doğru düzgün başörtüsü takmayan, hatta hiç çabalamayan Müslümanlar görüyorum. Ancak başarılılar, duaları kabul ediliyor ve çok mutlular. Öte yandan, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan insanlar, ister başörtüsü ister namaz olsun, birçok şekilde mücadele ediyorlar ve duaları kabul olmuyor, en küçükleri bile. Halbuki teheccüd kılıyoruz, umreye gidiyoruz, hamd ediyoruz. Ama temel şeyleri bile yapmayan, beş vakit namaz kılmayan insanlar çok mutlu ve başarılılar. Bunu biraz açıklayabilir misiniz?

— Açıklayabilirim, sen de halüsinasyon görmeyi bırakabilirsin. Şaka şaka 🙂

Kötü İnsanlara Verilen Mühlet ve Nimetler

Şimdi sana bir şey okuyacağım, tamam mı? Bu namaz kılmayan Müslümanlarla ilgili değil. Bu, Peygamber (sav)’in düşmanları hakkında. Yani okulda namaz kılmayan arkadaşlarından bahsetmiyorum, Peygamber (sav)’in düşmanlarından bahsediyorum. Peygamberimizi öldürmeye çalışan, gerçekten berbat insanlardan bahsediyorum. Ve Allah birine kızgınsa, Peygamber (sav)’i öldürmeye ya da yaralamaya çalışan birine kızgın olur, değil mi? Şu ayeti dinleyin:

وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا

أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ

(Ve lâ yahsebennellezîne keferû)

(Ennemâ numlî lehum hayrun li enfusihim)

“Kafirler sanmasınlar ki;”

“Onlara verdiğimiz süreler, kendi lehlerinedir.”

(Ali İmran, 178)

Allah onlara daha fazla zenginlik, daha fazla çocuk, daha fazla başarı, daha fazla zafer, daha fazla mutlu an veriyor. Ve onlar bunun asla kendileri için iyi bir şey olduğunu sanmamalılar.

خَيْرٌ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا إِثْمًا ۚ

(Hayrun li enfusihim innemâ numlî lehum li yezdâdû ismâ)

“Onlara mühlet vermemiz günahlarını arttırmaları içindir.”

Allah onların, çukurlarını daha derin kazmalarını istiyor.

وَلَهُمْ عَذَابٌ مُّهِينٌ

(Ve lehum azâbun muhîn)

“Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.”

Şimdi, konuya girmeden önce size bir örnek daha vereyim. Bu Musa (as). İsrailoğulları ile birlikte denizi geçiyor. Arkasında kim var? Firavun. Tarihin en güçlü imparatorluklarından birinin başında, değil mi? Musa (as)’ın denizi geçerken Firavun hakkında söylediklerini dinleyin:

وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةً وَأَمْوَٰلًا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا

رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَن سَبِيلِكَ ۖ

(Ve kâle mûsâ rabbenâ inneke âteyte fir’avne ve meleehu zîneten ve emvâlen fî’l hayâtid dunyâ)

(Rabbenâ li yudıllû an sebîlik)

“Rabbimiz! Sen Firavun’a ve ileri gelenlerine dünya hayatında her türlü serveti, her türlü güzel şeyi verdin.”

“Onlara bu nimetleri, insanları senin yolundan saptırsınlar diye mi verdin?”

(Yunus, 88)

Yani bu berbat insanlara çok şey verdin ve onlar bunlarla ne yaptılar? Daha fazla kötülük yaptılar. Bunu kim söylüyor? Musa (as) denizi geçerken söylüyor. Peki bu gözlem doğru mu? Evet, doğru. Allah bazen kötü insanlara çok şey verir, değil mi? Onlara daha fazlasını verir ve onlar mutlu görünürler.

Başarının Ölçüsü ve Sabır

Şimdi Müslümanlara gelelim. Size bu örnekleri vermek istedim çünkü bunlar korkunç insanlar. Verdiğiniz örneklerdeki başörtüsü takmayan veya namaz kılmayan kız Allah’a itaatsizlik ediyor olabilir. Belki sana göre Firavun olabilir bilmiyorum ama, eminim Firavun değildir, bebekleri öldürmüyordur, değil mi? Yani ondan çok çok daha kötü olan insanlar, kim gibi? Firavun gibi, Peygamberimizi öldürmeye teşebbüs edenler gibi. Allah onlara ne yaptı? Fazla fazla verdi.

Allah bunu bize Kur’an’da neden veriyor? Çünkü bu hayatta sahip olduklarınız, elde ettiğiniz mutluluklar, sevinçler; asla Allah katındaki yerinizin bir ölçüsü veya başarının bir ölçüsü olmayacaklar. Başarının bir ölçüsü değiller.

Asr suresi ne öğretti bize? Bütün insanlar sürekli olarak neyin içindedir? Hüsran. Yani insan olarak bizim asıl halimiz kayıptır. Bu bizim gerçeğimiz, değil mi? Hayatta iniş çıkışlarımız, sevinçlerimiz ve zorluklarımız olsa da, bir şey asla değişmez: Kayıp her zaman vardır. Kayıp asla gitmez. Ve hüsranda olmayan insanlar duaları kabul olanlar değildir. Hüsranda olmayan insanlar şunlardır:

ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا ٱلصَّٰلِحَٰتِ وَتَوَاصَوْا بِٱلْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِٱلصَّبْرِ

(Ellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bi’l hakkı ve tevâsav bis sabr)

Şimdi Kur’an’da o insanlara bakarsanız, iman edenler, iyi işler yapanlar, hakkı söyleyenler ve sabredenler… Bu arada, işler kolayken sabır gerekmez. Dua kabul olduğunda sabır gerekmez. Sabır, dua kabul olmadığında gerekir. Sabır o zaman gerekir, değil mi? Yani algınızın değişmesi gerekiyor.

İmtihan Gerçeği ve Peygamberlerin Duaları

O soruda ortaya çıkarmanız gereken başka bir şey daha var. Birine bakıyorsunuz, onun için işlerin nasıl gittiğine bakıyorsunuz ve sonra onun yaşadıklarıyla başkasının yaşadıklarını kıyaslıyorsunuz. Size şöyle söyleyeyim, biri bana uzun zaman önce, belki yedi sekiz yıl önce şunu söylemişti: Namazı her bıraktıklarında hayatın kolaylaştığını söylediler. Ve her namaz kılmaya başladıklarında: Sorunlar. Hastalandıklarını, işte sorun yaşadıklarını, ailede sorun yaşadıklarını, dramların başladığını ve sonra hayal kırıklığına uğrayıp namaz kılmayı bıraktıklarını söylediler. Ve namazı bıraktıklarında ne oluyor? Herkes mutlu, hayat kolay. Ve bu o kişi için doğru olabilir.

Ve biliyor musunuz, bazen insanlar Hristiyanlığı vaaz ederler, “İsa’yı takip edin, hayatınız güzel olur” derler. Ve Müslümanlar bazen anlayışlarında Hristiyanlaşırlar ve “İslam’ı takip edin, hayatınız güzel olur” derler. Hayır, “İslam’ı takip edin, hayatınız zorlu olacak.” İslam’ı takip edin ve zorluklarınızla nasıl başa çıkacağınızı öğrenin. “İslam’ı takip edin, hayatınız güzel olacak” değil. Hayat yine de zorlu kalacak.

أَحَسِبَ ٱلنَّاسُ أَن يُتْرَكُوٓا أَن يَقُولُوٓا ءَامَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

(E hasiben nâsu en yutrekû en yekûlû âmennâ ve hum lâ yuftenûn)

“İnsanlar iman ettiklerini söyleyip sonra yalnız bırakılacaklarını, test edilmeyeceklerini mi düşündüler?”

(Ankebut, 2)

Bunun olacağını mı düşündünüz? Sizce İbrahim (as) babası için dua etti mi? Sizce hiç etti mi? Sizce Nuh (as) oğlu için dua etti mi? Sizce Yusuf (as) yıllar boyunca dua etti mi? Ya da Yakup (as) Yusuf (as) için veya Yusuf (as) Yakup (as)’a geri dönmesi için dua etti mi? Ettiler mi? Ettiler, değil mi? Rasulullah (sav) Ebu Talip için dua etti mi? Bunlar temel sorular, değil mi? Ve bu insanlar Allah’a sizden benden çok daha yakın insanlar. O dualar onların umutlarına göre mi kabul oluyor? Hayır. Ama Allah’a çok yakınlar.

Yani hayatımızda neden böyle oluyor diye sormadan önce, onların hayatında neden böyle olduğunu sormamız gerekiyor. Çünkü onlar örnek insanlar, değil mi? Eğer fikir: “Allah’a yakınlaşırsak tüm dualarımız kabul olur.” ise; onlar Allah’a çok daha yakınlar ve duaları standart cevap tanımına göre kabul edilmiş gibi görünmüyor. Cevap almış gibi görünmüyorlar.

İslam’ın Dünya Görüşü ve Kıyaslamayı Bırakmak

Allah bize bir dünya görüşü veriyor, canım. Bu dünya görüşünü anlamazsan, sefalet dolu bir hayata doğru gidiyorsun demektir. Bu dünya görüşü şu: Biz, sen ve ben Allah’a dua ederiz, Allah kendi şartlarına göre verir. Allah’ın vereceği şeye güvenmek zorundayız. Ve Allah’ın iyi görünen bir şey vermesi, onun gerçekten iyi olduğu anlamına gelmez. Ve Allah’ın kötü görünen bir şey vermesi, onun gerçekten kötü olduğu anlamına gelmez.

وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

(Vallâhu ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn)

(Bakara, 216)

Allah ne zaman bir şeyin kötü olduğunu, ne zaman bir şeyin iyi olduğunu bilir.

وَيَدْعُ ٱلْإِنسَٰنُ بِٱلشَّرِّ دُعَآءَهُۥ بِٱلْخَيْرِ ۖ وَكَانَ ٱلْإِنسَٰنُ عَجُولًا

(Ve yed’ul insânu biş şerri duâehu bi’l hayri ve kânel insânu acûlâ)

“İnsan hayra dua eder gibi şerre dua eder. İnsan çok acelecidir.”

(İsra, 11)

Az önce, İslam’dan önce cahiliye dönemiyle ilgili bir şeyler okuduk. İnsanlar bunu İslam’dan önce bile anlamışlar. Bir adam tavsiyede bulunmuş: “İki seçeneğiniz olduğunda, uzun vadede daha iyi olanı seçin. Çünkü herkes her yeni sudan içmek ister.” Yani herkesin istediği, herkesin elde ettiği bir trend görüyorsunuz, siz elde edemiyorsunuz. Aynı adam İslam’dan önce bile kabilesine tavsiyede bulunmuş: “Trendleri takip etmeyin çünkü her trend sizin için uzun vadede iyi değildir.”

Yani bu gerçekten içselleştirmenizi ve tatmin olmanızı istediğim bir şey. Başkalarına, onların ne elde ettiğine ve ne elde etmediğine baktığınız sürece hayatta asla tatmin olamazsınız. Kendinizi birinin bir şey elde edip etmemesinden ayırmanız gerekiyor. Onlar için iyi, beni ilgilendirmez.

لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ

(Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum)

“Onlardan bazılarına, kat kat vererek, kendilerini yararlandırdığımız şeylere imrenme.”

(Hicr, 88)