— Kur’an muhteşem, tek bir kelime, iki kelime. Benim bunun gibi çok tecrübelerim oldu ama bir seferinde gerçekten çok çaresizdim. Çok, çok, çok derin bir acı ve kayıp içindeydim ve o noktada doğru düşünemiyordum ve… Düşünemiyordum. Çok farklı düşünceler aklıma geldi ve Subhanallah, bilinçaltı ile nasıl bir bağlantı var bilemiyorum ama küçük yaştan beri Kur’an’ı her gün okuyorsanız, gerçekten ona ihtiyacınız olduğunda ve düşünemediğinizde ayetler bir şekilde aklınıza geliyor. Düzenli şekilde okuyor olmanız lazım. Yani bazı ayetler aklıma geldi. Lübnan’daydım, camide ezan okunduğunu duydum ve şu ayet aklıma geldi. Hangisi olduğunu söylemeyeceğim çünkü elhamdulillah insanlar hikayemi biliyorlar ama bu…
— Ben de duymak istiyorum.
— Tamam, yaşadığım trajediyi biliyorsun; oğlum ve erkek kardeşimi kaybettim. Allah, aile üyeleri vefat edenlerin hepsine rahmet eylesin. Bu Gazze’deki erkek ve kız kardeşlerimizin yaşadıkları gibi değil ama Lübnan’da onlar vefat ettiğinde üzerime çok, çok şiddetli bir yas çöktü. Hiç kimseyi görmek istemiyordum, kimse ile birlikte olmak istemiyordum. Kimse bana teselli verecek bir söz söyleyecek durumda değildi. Herkes sahte, söyledikleri papağan konuşması gibi geliyordu. Yardıma ihtiyacımın olduğu bir noktaya gelmiştim. Üstesinden gelemiyordum. Aklıma şöyle ayetler gelmişti:
وَلَا تَقْتُلُوٓا أَنفُسَكُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ بِكُمْ رَحِيمًا
(Ve lâ taktülû enfüseküm innallâhe kâne biküm rahîmâ)
(Nisa-29)
“Kendinizi öldürmeyin, aşırı yüklenmeyin, kendinize bunu yapmayın. Allah size karşı çok merhametlidir.” Bu küçük ayetlerin benim için çok büyük bir anlamı vardı. Bunları belki hayatımda binlerce kere okumuştum.
Sonrasında وَٱلضُّحَىٰ (Vedduhâ)’nın birdenbire bambaşka bir anlamı ortaya çıktı. Binlerce kere okumuştum ama bu sefer farklı idi. إِنَّ مَعَ ٱلْعُسْرِ يُسْرًا (İnne mea’l usri yusrâ) (İnşirah-5) birdenbire bambaşka bir anlamı ortaya çıktı. Her gün okuduğunuz o ayetlerin birdenbire bambaşka bir etkisi oluyor. Kur’an iç dünyanıza farklı farklı açılardan etki ediyor.
Birçok farklı sure, mesela Yusuf suresinin inanılmaz bir etkisi oldu. Defalarca okumuştum ama bu sefer size öğretecek bir alime ya da şeyhe ihtiyacınız yok. Kendilerinden alıntı yaptığım birçok hocam oldu ama artık bu noktada onlara ihtiyacım yoktu. Bu noktada Kur’an beni okuyordu ve bana ihtiyacım olan ilacı veriyordu.
Allah:
فِيهِ شِفَآءٌ لِّلنَّاسِ
(Fîhi şifâün linnâs)
“İçerisinde insanlar için şifa vardır.”
(Nahl-69)
diyor. Bilmiyorum ama Kur’an’ın herkesle böyle bir ilişkisi var. Anlamasan bile herkesin ezberlediği bu birkaç ayet veya sure felaket zamanlarında, nimet zamanında size geliyor. Ama günlük 10-15 dakika bile okumanız, onunla olmanız gerektiğini anladım.
— Bu doğru, evet.
— Buna katılıyor musun?
— Buna kesinlikle katılıyorum ve bence bu bir mümin için hayat kurtarıcı. Kur’an ile ilişkinizin yapaylaşması çok kolay… Oldukça kolay. Ve aslında Kur’an hakkında bilgi sahibi kişiler için ilişkinin yapaylaşması çok daha kolay. Çünkü Kur’an ile bilgi temelli ve çalışma temelli ve tefekkür temelli bir ilişki var. Ama Kur’an okumak, Kur’an’ı akıl ile değil de kalp ile okumak başka bir şey, bu kendi başına bir şey.
— Bu kalp.
— Evet.
— Sizinle konuşacak çok fazla şey var, çok şey var subhanallah. Giderek daha da ilginç hale geliyor maşallah.
— Biliyorum, çok konuşuyorum.
— Hayır, elhamdulillah ben de.
İslam’ı Öğrenmek ve Hocalar
— Nouman hocam, hala kendisinden alıntı yaptığınız hocalarınız var mı?
— Evet.
— Elhamdulillah, sizin de alim ve hocalarınız var. İnsanlara faydalanabilecekleri kendilerinden daha yaşlı ve daha bilgili birilerini bulmalarını tavsiye eder misiniz?
— Kesinlikle.
— Yani kendi kendine öğrenen birisi olmamayı mesela.
— Bence İslam’ı öğrenmek, kendi kendinize öğrenmek ve kendisinden faydalanabileceğiniz sizden daha kıdemli birisinin olmasının bir kombinasyonu. Çünkü iki aşırı uç var: birisi bütün ağır işi onların yapması veya bütün işi kendinizin yapması. Ben inanıyorum ki; siz kendi dininizi keşfetmeli, çalışmalı ve öğrenmelisiniz ve ne zaman bir sonuca varsanız, hayatınızda yanına gidip “Bu sonuca varıyorum, doğru mu?” diyebileceğiniz alimler, mentörler, yaşlılar, imamlar olmalı. Ve bu sizin kendi kişisel yolunuz ama eğer kurslar, programlar, kendinizi eğitebileceğiniz yollar varsa bence bundan faydalanmalısınız.
Teğabun Suresi ve Kalbe Yol Gösterilmesi
— Şu an en sevdiğiniz sure hangisi?
— Teğabun.
— Teğabun, neden?
— Kuşkusuz.
— Kuşkusuz? Teğabun savaş vesaire gibi bayağı derin meselelerden bahsediyor.
— Teğabun içerisinde savaştan bahsediyor ve Teğabun aslında benim için… Bana göre, birisinin hayatta kişisel yolculuğu ile ilgili en etkileyici ayet:
وَمَن يُؤْمِنۢ بِٱللَّهِ يَهْدِ قَلْبَهُۥ
(Ve men yü’min billâhi yehdi kalbeh)
(Teğabun-11)
Bu ifadeyi çok etkileyici buluyorum.
— İngilizcesi?
— Bunu şöyle tercüme etmek isterim: “Kim imanına tutunursa… Kimler imanına tutunursa, Allah kalplerine yol gösterir.” Bu ifadenin bu ayetteki yeri bana göre belki de dünyadaki en büyük hazineyi temsil ediyor. Çünkü başına musibet gelmeyecek hiç kimse yoktur.
— Kesinlikle, bilgili olsun ya da olmasın.
— Evet, imtihandan geçmeyecek birisi yok. Ve Allah diyor ki; “Belki de bu sıkıntıyı geçiriyor olmanın sebebi sana kazanacağın her şeyden daha kıymetli bir şeyi verecek olmam.” Ve bu:
يَهْدِ قَلْبَهُۥ
(Yehdi kalbeh)
(Teğabun-11)
— “Kalbine yol gösterecek.”
— Böyle bir kalp istiyoruz değil mi? Kalbe yol gösterilmiş ise gerisi inşallah onu takip edecektir. Sosyal medyada görüyoruz, İslam’ı hiç duymamış insanlar Kur’an’la ilk karşılaştıklarında…
— Çok etkileniyorlar.
— Kur’an’ın bir suresini alıyorlar ve onu öyle bir nur ile görüyorlar ki, biliyorum birçok Müslüman bunu keşfetmiş değil.
— Evet.
— Bundan bahsediyorum çünkü, açılmışlar ve içinde yaşadıkları şartlara bakıyorlar: “Vaay, bu Kur’an gerçekten ama gerçekten beni okuyor ve benimle konuşuyor. Meseleyi tam kalbimden, tam beynimden söküp, çıkarıp işte bu, hadi yüzleş, işte tam gözünün önünde. Beğensen de beğenmesen de bak hadi…” Evet Subhanallah, doğru değil mi?
— Öyle bir ayna ki.
Mahalle Baskısı ve Kur’an’ın Sunduğu Perspektif
—Küçükken annenin diktiği bir şeyden bahsetmiştin, ne dikmişti?
— Süveter.
— Süveterin, güzel miydi?
— Hayır, kusura bakma anne.
— Markası yok muydu?
— 3 düğmeli V-yaka.
— Bu dünyadaki en güzel şey değil mi?
— Sevgiyle yapıldığı için güzel, niyet güzel.
— İnsanlar benim 3 çizgili Adidas hikayemi biliyorlar, şu 3 çizgiyi hiç duymuş muydun? Muhtemelen yaşlarımız yakın, yani Adidas ilk çıktığında ben 7. sınıftaydım. Bana sataşıyorlardı çünkü hiç Adidas’ım olmamıştı, annem eşofman altı dikmişti.
— Evet, çok iyi.
— Çok iyi ama ben tuhaftım, inektim, bana zorbalık yapılıyordu. Ve hastalandım ve bana bir hediye geldi ve hediye 3 çizgili Adidas eşofman takımı idi. Eğer tek çizgin varsa cehennemliksin, eğer iki çizgin varsa cehennemliksin, eğer… Bir seferinde Lübnan’lı bir kuzenimden bir hediye aldım ve bu “adibas” idi. Sonra bunu giydim ve daha fazla zorbalığa maruz kaldım. O üç çizgim olduğu anda o bütün haftanın en havalı çocuğu olmuştum.
— Ciddi misin?
— Vallahi, o markalar falan, dışarıdan nasıl göründüğün o kadar yapaydı ki. Bazı öğrenciler sadece uyum sağlayabilmek için yakındaki dükkanlardan çalarlardı. Bu mahalle baskısı öyle güçlü ki… Ve Kur’an sizi bütün bunlardan uzaklaştırıyor ve sizi başka bir dünyaya taşıyıp “Bunlara kafayı takma, sen bundan daha büyüksün.” diyor.
— Subhanallah.
— Allah seni mükafatlandırsın Nouman hocam. Bu röportajı çok sevdim, bu benim kişisel olarak birisi ile yaptığım ilk podcast’im, sen ilksin.
— Ben de çok memnun oldum.
— Allah razı olsun hocam.
— Avustralya Melbourn’da konuğumuz olduğunuz için çok teşekkürler, umarım memnun kalmışsınızdır.
— Misafir gibi değil evde gibi hissettim.
— Elhamdulillah ben de böyle hissetmenizi isterim.